Orjinalini görmek için tıklayınız: Atasözleri
- Boş torba ile at tutulmaz (Boş torbaya eşek gelmez).
- Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı olur.
- Bilen bilir, bilmeyen aslı var sanır.
- Açık yaraya tuz ekilmez.
- Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.
- Acıkmış kudurmuştan beterdir.
- Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer.
- Cahilin dostluğundan, alimin düşmanlığı iyidir.
- Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.
- Aba zamanı yaba , yaba zamanı aba alınır.
- 2150 Yılı Atasözleri
- sahte dostlr[tabi onlara dost denirse]
- düz eşeğe ters binen,sonra inip tekrar binen
- Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur.
- Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
- Tatlı ye, tatlı söyle (konuş).
- Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
- Taşıma (dökme) su ile değirmen dönmez.
- Taş düştüğü yerde ağırdır (Taş yerinde ağırdır).
- Taşa çıkan keçinin, ağaca çıkan oğlağı olur.
- Tarlaya saban, sürüye çoban.
- Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.
- Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.
- Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır.
- Şöhret afettir.
- Şimşek çakmadan gök gürlemez.
- Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar.
- Şeytanın dostluğu darağacına kadardır.
- Şeriatın kestiği parmak acımaz.
- Şap ile şeker bir değil.
- Şakanın sonu kakadır.
- Şahin, sinek avlamaz.
- Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.
- Sürüden ayrılanı (ayrılan kuzuyu, koyunu) kurt kapar (yer).
- Sükût ikrardan gelir.
- Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork.
- Su uyur, düşman uyumaz.
- Su testisi su yolunda kırılır.
- Su küçüğün, söz (sofra) büyüğün.
- Su bulununca (görülünce) teyemmüm bozulur.
- Su bulanmayınca durulmaz.
- Su akarken testiyi doldurmalı.
- Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.
- Sözünü bil, pişir; ağzında der, devşir.
- Söz gümüşse, sükût altındır.
- Söz ağızdan çıkar.
- Söyleyenden dinleyen arif gerek.
- Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir.
- Sora sora Bağdat bulunur.
- Soran yanılmamış.
- Sonradan gelen devlet, devlet değildir.
- Son pişmanlık fayda vermez.
- Sona kalan dona kalır.
- Soğanın acısını yiyen bilmez doğrayan bilir.
- Sinek pekmezciyi tanır.
- Sinek küçüktür ama mide bulandırır.
- Sıçan geçer yol olur.
- Sıçan çıktığı deliği bilir.
- Seyrek git sen (sıkça varma) dostuna, kalksın ayak üstüne.
- Sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur.
- Sermayen bir yumurta ise taşa çal.
- Serçeden korkan darı ekmez.
- Sen işten korkma, iş senden korksun.
- Sen işlersen mal işler, insan öyle genişler.
- Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?
- Sel gider kum kalır (kişi ettiğini bulur).
- Sebepsiz kuş bile uçmaz.
- Sayılı koyunu kurt kapmaz.
- Sayılı gün tez geçer.
- Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.
- Sana vereyim bir öğüt: Kendin ununu kendin öğüt.
- Sanatını ustadan öğrenmeyen (görmeyen) öğrenemez.
- Sana taşla vurana, sen aşla vur (dokun).
- Sanat altın bileziktir.
- Sakla samanı, gelir zamanı.
- Sakınılan göze çöp batar.
- Sağlık, varlıktan yeğdir.
- Sağır işitmez, uydurur (yakıştırır).
- Sağ elinin verdiğini sol elin görmesin.
- Sağ baş yastık istemez.
- Sefa ile yenen cefa ile kazanılır.
- Sadık dost akrabadan yeğdir.
- Saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün.
- Sabrın sonu selâmettir
- Sabreyle işine, hayır gelsin başına.
- Sabreden derviş, muradına ermiş.
- Sabır acı ise de (acıdır) meyvesi tatlıdır.
- Sabah ola, hayır ola (gele).
- Rüzgârın önüne düşmeyen yorulur.
- Rüzgâr esmeyince yaprak kıpırdamaz (dal oynamaz).
- Rüzgâr eken, fırtına biçer.
- Rüzgâra tüküren kendi yüzüne tükürür
- Rüşvet kapıdan girince iman bacadan çıkar.
- Ramazanda yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayramda yüzü kara olur.
- Püf demeye dudak ister
- Pilâvdan dönenin kaşığı kırılsın.
- Pilâv yiyen, kaşığını yanında (belinde) taşır
- Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
- Parayı veren düdüğü çalar.
- Para parayı çeker.
- Paranın yüzü sıcaktır.
- Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz (bilinmez).
- Papaz her gün pilâv yemez.
- Padişahın bile arkasından kılıç sallarlar.
- Öpülecek el ısırılmaz.
- Önce düşün, sonra söyle.
- Önce can, sonra canan.
- Ölüm ile öç alınmaz.
- Ölüm kalım (dirim) bizim için.
- Ölmüş eşek, kurttan korkmaz.
- Ölenle ölünmez.
- Öküze boynuzu yük değil.
- Öfkeyle kalkan, zararla (ziyanla) oturur.
- Ödünç güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.
- Oynamasını bilmeyen gelin yerim dar demiş.
- Oturduğu ahır sekisi, çağırdığı İstanbul türküsü.
- Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır.
- Otu çek, köküne bak.
- Osmanlı`nın ayağı üzengide gerek.
- Ortak (kuma) gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş.
- Olsa ile bulsayı ekmişler, hiç bitmiş (yel ile yuf bitmiş).
- Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.
- Olacakla öleceğe çare bulunmaz.
- Oduncunun gözü omçada, dilencinin gözü çömçede.
- Niyet hayır, akıbet hayır (selâmet).
- Nisan yağmuru altın araba, gümüş tekerlek.
- Nikâhta keramet vardır.
- Ne yavuz (azgın) ol asıl, ne yavaş (şaşkın, miskin) ol basıl.
- Ne verirsen elinle, o gider seninle.
- Nerde hareket, orda bereket.
- Nerde birlik, orda dirlik.
- Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.
- Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör.
- Ne ekersen onu biçersin.
- Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına.
- Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.
- Mürüvvete endaze olmaz.
- Mühür kimde ise Süleyman odur.
- Mum dibine ışık vermez.
- Muhabbet iki baştan.
- Misafir üç gün misafirdir.
- Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.
- Misafir on kısmetle gelir; birini yer dokuzunu bırakır.
- Misafir kısmeti ile gelir.
- Mirî malı balık kılçığıdır, yutulmaz.
- Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
- Mızrak çuvala sığmaz (girmez).
- Meyveli ağacı taşlarlar.
- Mescide gerek olan meyhaneye haramdır.
- Mermer iyi taştan, iyilik iki baştan.
- Merhametten maraz doğar.
- Mazlumun âhı, indirir şahı (yerde kalmaz).
- Mayasız yoğurt çalınmaz (tutmaz).
- Maşa varken elini ateşe sokma.
- Mart`ta yağmaz, Nisan`da dinmezse sabanlar altın olur.
- Mart kapıdan baktırır, kazma-kürek yaktırır.
- Mal canın yongasıdır.
- Mal bulunur, can bulunmaz.
- Mahkeme kadıya mülk değil.
- Lokma çiğnenmeden yutulmaz.
- Lodosun gözü yaşlı olur.
- Leyleğin ömrü laklakla geçer.
- Lâtife lâtif gerek.
- Lâf torbaya girmez.
- Lâfla peynir gemisi yürümez.
- Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü.
- Küçük suda büyük balık olmaz.
- Kuzguna yavrusu güzel (anka) görünür.
- Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.
- Kurunun yanında yaş da yanar.
- Kuru lâf karın doyurmaz.
- Kurt tüyünü (köyünü) değiştirir, huyunu değiştirmez.
- Kurt kocayınca köpeklere maskara olur.
- Kurt dumanlı havayı sever.
- Kurda, Neden boynun (ensen) kalın? demişler; İşimi kendim görürüm de ondan demiş
- Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.
- Kul hatasız (kusursuz) olmaz.
- Kul azmayınca Hak yazmaz.
- Kötü söyleme eşine, ağu katar-aşına.
- Kötülük her kişinin kârı, iyilik er kişinin kârı.
- Kötü komşu insanı (adamı) hacet sahibi eder.
- Körle yatan şaşı kalkar (İtle yatan bitle kalkar).
- Körler memleketinde şaşılar padişah olur.
- Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı derler.
- Köpeksiz sürüye (köye) kurt dalar (iner).
- Köpek sahibini ısırmaz.
- Köpek ekmek veren kapıyı tanır.
- Köpeğe gem vurma kendisini at sanır.
- Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
- Korkunun ecele faydası yoktur.
- Korkulu rüya (düş) görmektense uyanık yatmak yeğdir (hayırlıdır).
- Korku dağları bekletir.
- Kork Allah`tan korkmayandan.
- Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.
- Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
- Koça boynuzu yük değil.
- Kimsenin âhı kimsede kalmaz.
- Kimseden kimseye hayır yok (gelmez).
- Kimse ayranım (yoğurdum) ekşi demez.
- Kiminin parası, kiminin duası.
- Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye.
- Kızını dövmeyen, dizini döver.
- Kızı gönlüne (keyfine) bırakırsan ya davulcuya varır, ya zurnacıya.
- Kısmetinde ne varsa kaşığına o çıkar.
- Kırk yıllık Kâni, olur mu Yani.
- Kırkından sonra azanı teneşir paklar.
- Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
- Kılıç kınını kesmez.
- Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz.
- Keskin sirke küpüne (kabına) zarar verir.
- Kesilen baş yerine konmaz.
- Kendi düşen ağlamaz.
- Kem göz, kalp akçe sahibinindir.
- Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur.
- Kelin ilâcı olsa başına sürer.
- Kele, köseden yardım gelmez.
- Kedi uzanamadığı (yetişemediği) ciğere pis (murdar) der.
- Kedinin boynuna ciğer asılmaz.
- Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur.
- Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar.
- Keçi can derdinde, kasap yağ derdinde.
- Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
- Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
- Kazanmayanın kazanı kaynamaz.
- Kaza geliyorum demez.
- Kaynayan kazan kapak tutmaz.
- Katıra baban kim? demişler, dayım attır demiş.
- Kâr, zararın kardeşidir (ortağıdır).
- Kartala bir ok değmiş, o da kendi yeleğinden.
- Karga yavrusuna bakmış, benim ak-pak evlâdım demiş.
- Karga, kekliği taklit edeyim demiş; kendi yürüyüşünü şaşırmış.
- Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış.
- Kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş.
- Karaya sabun, deliye öğüt neylesin.
- Kara haber tez duyulur.
- Kanı kanla yumazlar, kanı su ile yurlar.
- Kanatsız kuş uçmaz (olmaz).
- Kanaat gibi devlet olmaz.
- Kalp kalbe karşıdır.
- Kalıp kıyafetle adam, adam olmaz.
- Kalaylı bakır küflenmez.
- Kaçanın anası ağlamamış.
- Kaçan balık büyük olur.
- İyi olacak hastanın hekim ayağına gelir.
- İyilik (muhabbet) iki baştan.
- İyilik et, denize at, balık bilmezse Hâlik bilir.
- İyilik eden iyilik bulur.
- İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı.
- İyi evlât babayı vezir, kötüsü rezil eder.
- İt ürür, kervan yürür.
- İtle yatan bitle kalkar.
- İtle çuvala girilmez.
- İt itin ayağına (kuyruğuna) basmaz.
- İtin (köpeğin) duası kabul olunsaydı gökten kemik yağardı.
- İt derisinden post olmaz.
- İşten artmaz, dişten artar.
- İş olacağına varır.
- İşleyen demir ışıldar (pas tutmaz).
- İş insanın aynasıdır.
- İşine hor bakan (sanatını hor gören) boynuna torba takar.
- İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü.
- İslam`ın şartı beş, altıncısı insaf demişler.
- İp inceldiği yerden kopar.
- İnsan yedisinde ne ise, yetmişinde de odur.
- İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
- İnsan insanın (adam adamın) şeytanıdır.
- İnsan göre göre, hayvan süre süre (alışır).
- İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde.
- İnsan beşer, kuldur şaşar.
- İki ölç, bir biç.
- İki karpuz bir koltuğa sığmaz.
- İki el bir baş içindir.
- İki dinle (bin işit) bir söyle.
- İki cambaz bir ipte oynamaz.
- İki baş bir kazanda kaynamaz.
- İki at bir kazığa bağlanmaz.
- İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.
- İbadet de gizli, kabahat de.
- Issız eve it buyruk.
- Islanmışın yağmurdan pervası yoktur.
- Isırgan ile taharet olmaz.
- Isıracak it dişini göstermez.
- Irz insanın kanı pahasıdır.
- Irmaktan geçerken at değiştirilmez.
- Irmak kenarına çeşme yapılmaz.
- Huylu huyundan vazgeçmez.
- Horozu çok olan köyde sabah geç olur.
- Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
- Hocanın (öğretmenin) vurduğu yerde gül biter.
- Hocanın (imamın) dediğini yap (söylediğini dinle), arkasından gitme (yaptığını yapma)
- Hiddetle kalkan nedâmetle oturur.
- Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
- Hesapsız kasap, ya bıçak kırar ya masat (Hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır, n
- Her ziyan bir öğüttür.
- Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez.
- Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar.
- Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
- Her şeyin yenisi, dostun eskisi (makbuldür).
- Her şeyin bir vakti var, horoz bile vaktinde öter.
- Her kuşun eti yenmez.
- Her koyun kendi bacağından asılır.
- Herkes ne ederse kendine eder.
- Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez.
- Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz.
- Herkesin tenceresi kapalı kaynar.
- Herkesin ettiği yoluna gelir.
- Herkesin arşınına göre bez vermezler.
- Herkes bildiğini okur.
- Her kaşığın kısmeti bir olmaz.
- Her işin başı sağlık.
- Her inişin bir yokuşu vardır.
- Her horoz kendi çöplüğünde öter.
- Her Firavun`un bir Musa`sı olur.
- Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan.
- Her damardan kan alınmaz.
- Her çok azdan olur.
- Her ağaçtan kaşık olmaz.
- Her ağacın meyvesi olmaz.
- Hekimsiz, hâkimsiz yerde oturma.
- Hekimden sorma, çekenden sor.
- Hayvanı yardan düşüren bir tutam ottur.
- Hayvan yularından, insan ikrarından tutulur.
- Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar söyleşe söyleşe ( konuşa konuşa) anlaşır.
- Hayır dile komşuna, hayır gele başına.
- Hay`dan gelen, Hu`ya gider (Selden gelen, suya gider).
- Hatasız kul olmaz.
- Hastalık sağlık bizim (insan) için.
- Harman dövmek keçinin işi değil.
- Haramın temeli olmaz (Haramdan şifa olmaz).
- Hamama giren terler.
- Hak yerini bulur.
- Hak yerde kalmaz.
- Hak gelince, batıl gider.
- Hak deyince akan sular durur.
- Haddini bilmeyene bildirirler.
- Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke`ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
- Güzün gelişi yazdan bellidir.
- Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
- Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.
- Güneş girmeyen eve doktor girer.
- Güneş balçıkla sıvanmaz.
- Gün doğmadan neler doğar.
- Gülü seven dikenine katlanır.
- Gülme komşuna, gelir başına.
- Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulamaz.
- Göz görmeyince gönül katlanır.
- Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur.
- Görünen köy kılavuz istemez.
- Gören gözün hakkı vardır.
- Görenedir görene, köre nedir köre ne?
- Gön yufka yerinden delinir. (İp inceldiği yerden kopar).
- Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır, ya baş.
- Gönülsüz namaz göğe (göklere) ağmaz (Gönülsüz davara giden köpekten hayır gelmez).
- Gönül ferman dinlemez.
- Gönülden gönüle (kalpten kalbe) yol vardır. (Kalp kalbe karşıdır).
- Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz.
- Gönlün yazı var, kışı var.
- Göğe direk, denize kapak olmaz.
- Gidip de gelmemek, gelip de görmemek (bulmamak) var.
- Gidilmeyen yer senin değildir (olmaz).
- Gençlikte para kazan (taş taşı), kocalıkta kur kazan (ye aşı).
- Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir (anlaşılır).
- Gemisini kurtaran kaptan.
- Gelen gidene rahmet okutur (Gelen gideni aratır).
- Gelene git denilmez.
- Gâvurun ekmeğini yiyen, gâvurun kılıcını çalar.
- Garip kuşun yuvasını Allah yapar.
- Gammaz olmasa tilki pazarda gezer.
- Gafile kelâm, nafile kelâm.
- Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
- Fırsat her vakit ele geçmez.
- Fazla (artık) mal göz çıkarmaz.
- Faydasız baş mezara yaraşır
- Fare (sıçan) deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna (kıçına) kabak bağlamış.
- Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp
- Evli evinde, köylü köyünde gerek.
- Evi ev eden avrat, yurdu şen eden devlet.
- Evdeki hesap çarşıya uymaz.
- Ev alma komşu al.
- Etme bulma dünyası.
- Etle tırnak arasına girilmez.
- Eşek hoşaftan ne anlar; suyunu içer, tanesini bırakır.
- Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez.
- Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun, kimi kısa der.
- Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah`a ısmarla.
- Eşeğe altın semer vursalar, eşek yine eşektir.
- Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
- Esirgenen göze çöp batar.
- Erteye kalan, arkaya kalır.
- Er olan ekmeğini taştan çıkarır.
- Erkek arslan dişisinden kuvvet alır.
- Er ekmeği er kursağında kalmaz.
- Emek olmadan yemek olmaz.
- Emanete hıyanet olmaz.
- El yarası onulur (geçer, iyi olur) dil yarası onulmaz (iyi olmaz).
- El mi yaman, bey mi?
- El kazanı ile aş kaynamaz.
- El ile gelen düğün bayram.
- El için kuyu kazan, evvelâ kendi düşer.
- El eli yıkar, iki el de yüzü.
- El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
- El el ile, değirmen yel ile.
- El elden üstündür.
- Elçiye zeval olmaz.
- Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
- Ekmeden biçilmez.
- Eğri otur, doğru söyle.
- Eğreti ata (el atına) binen tez iner.
- Eğilen baş kesilmez.
- Eden bulur, inleyen ölür.
- Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
- Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane.
- Düşmez, kalkmaz bir Allah.
- Düşman düşmana rahmet (gazel, yasîn) okumaz.
- Düşenin dostu olmaz, hele bir yol düş de gör.
- Dünya tükenir, yalan tükenmez.
- Dünya Sultan Süleyman`a bile kalmamış.
- Dünya malı dünyada kalır.
- Duvarı nem, insanı gam yıkar.
- Dostun attığı taş baş yarmaz.
- Dostluk başka, alış veriş başka.
- Dost kara günde belli olur.
- Dost ile ye, iç; alış veriş etme.
- Dost dostun eyerlenmiş atıdır.
- Dost başa bakar, düşman ayağa.
- Dost acı söyler.
- Dolu küpün sesi çıkmaz.
- Dolu bardak su almaz.
- Dokuz at bir kazığa bağlanmaz.
- Doğru söz (ağıdan) acıdır.
- Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
- Doğrunun yardımcısı Allah`tır.
- Doğmadık çocuğa kaftan (don) biçilmez.
- Dinsizin hakkından imansız gelir.
- Dilin kemiği yok.
- Dilin cismi küçük, cürmü büyük.
- Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim.
- Dikensiz gül olmaz.
- Dibi görünmeyen suya girme.
- Devletin malı deniz, yemeyen domuz.
- Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.
- Deveden büyük fil var.
- Destursuz bağa girilmez (gireni sopa ile kovarlar).
- Dervişin fikri ne ise, zikri de odur.
- Dertsiz baş (kul) olmaz.
- Derdini söylemeyen derman bulamaz.
- Denize düşen yılana sarılır.
- Demir tavında dövülür.
- Demir nemden, insan gamdan çürür (Duvarı nem, insanı gam yıkar).
- Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.
- Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
- Dağ ne kadar yüce olsa yol (onun) üstünden aşar.
- Deli deliden hoşlanır, imam ölüden.
- Danışan dağı aşmış, danışmayan (-ın) yolu şaşmış.
- Deliye her gün bayram.
- Damlaya damlaya göl olur.
- Davul dengi dengine çalar.
- Deli ile çıkma yola, başına getirir (gelir türlü) belâ.
- Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
- Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.
- Dağ başı dumansız olmaz.
- Çürük tahta çivi tutmaz.
- Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir.
- Çok söyleme arsız olur,aç koyma hırsız olur
- Çok koşan (seğirten) çabuk (tez) yorulur
- Çok havlayan köpek ısırmaz.
- Çok gezen çok bilir.
- Çok bilen çok yanılır.
- Çok arpa atı çatlatır.
- Çoğu zarar, azı karar.
- Çocuktan al haberi.
- Çocuk düşe kalka büyür
- Çocuk doğmadan kaftan biçilmez.
- Çocuk büyütmek taş kemirmek.
- Çocuğun yediği helâl, giydiği haram.
- Çocuğun bulunduğu yerde dedikodu (gıybet) olmaz.
- Çocuğa iş buyuran, ardına kendi düşer (Çocuğa iş, ardına sen düş/ Çocuğu işe sal, ard
- Çobansız koyunu kurt kapar.
- Çivi çiviyi söker
- Çivi çıkar ama yeri kalır.
- Çirkefe taş atma üstüne sıçrar.
- Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış.
- Çingeneden çoban olmaz, Yahudi`den pehlivan.
- Çingene çingeneye çatmadıkça kasnak boynuna geçmez.
- Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak; cümlenin muradını verecek Hakk.
- Çiftçinin ambarı sabanın ucundadır.
- Çıngıraklı deve kaybolmaz
- Çıkmadık candan umut kesilmez.
- Çatal kazık yere çakılmaz.
- Çarşı iti ev beklemez.
- Çanakta balın olsun, arı Bağdat`tan gelir.
- Çanağa ne doğrarsan kaşığına o çıkar.
- Çam sakızı, çoban armağanı.
- Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
- Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.
- Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme.
- Çabuk parlayan, çabuk söner.
- Cins kedi ölüsünü göstermez.
- Cins horoz yumurtada (iken) öter.
- Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir.
- Cennetin kapısını cömertler açar.
- Canı yanan eşek attan yürük olur.
- Cefa çekmeyen sefanın kadrini bilmez.
- Can çıkmayınca huy çıkmaz.
- Can cümleden aziz (dir).
- Can canın yoldaşıdır.
- Can boğazdan gelir.
- Cana gelecek (kaza-zarar) mala gelsin.
- Cambaz ipte, balık dipte gerek.
- Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.
- Büyük lokma ye (de), büyük söz söyleme.
- Büyük başın derdi büyük olur.
- Büyük balık, küçük balığı yutar.
- Bülbülün çektiği dil belâsıdır.
- Bülbülü altın kafese koymuşlar,ah vatanım demiş.
- Bükemediğin eli öp.
- Buğdayın yanında acı ot da sulanır.
- Buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa düşmeyince.
- Buğday başak verince orak pahaya çıkar (kıymete biner).
- Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir.
- Bugünün işini yarına bırakma.
- Bugün bana ise yarın sana.
- Böyle gelmiş böyle gider.
- Boynuz kulağı geçer (Boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer).
- Boş torba ile at tutulmaz (Boş torbaya eşek gelmez).
- Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir.
- Boş fıçı çok (fazla) langırdar.
- Boş çuval ayakta (dik) durmaz.
- Bostan yeşil (gök) iken pazarlığa oturulmaz.
- Borç yiğidin kamçısıdır.
- Borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır.
- Borçtan korkan kapısını geniş (büyük) açmaz.
- Borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir.
- Borçlunun yalımı alçak olur.
- Borç iyi güne kalmaz.
- Bol bol yiyen, bel bel bakar.
- Boğaz dokuz (kırk) boğumdur (boğa boğa söyler).
- Bitli (kurtlu, çürük) baklanın kör alıcısı olur.
- Bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden.
- Bir şeyin önüne bakma, sonuna bak.
- Bir sürçen atın başı kesilmez.
- Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, üçüncüde ele geçersin çekirge.
- Bir selâm bin hatır yapar.
- Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.
- Bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunur (vardır).
- Bir koyundan iki post çıkmaz.
- Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar.
- Bir insanı tanımak için ya alış veriş etmeli, ya yola gitmeli.
- Bir günlük beylik, beyliktir.
- Bir göz ağlarken öbür göz gülmez.
- Bir evde düzen olunca düzenbaz olmaz.
- Bir elin nesi var iki elin sesi var.
- Bir (sağ) elinin verdiğini öbür (sol) elin görmesin.
- Bir deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.
- Bir çöplükte iki horoz ötmez.
- Bir bulutla kış olmaz (Bir çiçekle yaz gelmez).
- Bir başa bir göz yeter.
- Bir ahırda at da bulunur, eşek de.
- Bir ağızdan çıkar bin ağıza yayılır.
- Bir adamın adı çıkacağına canı çıksın.
- Bir adama kırk gün deli desen deli olur.
- Bin ölçüp bir biçmeli.
- Bin nasihatten bir musibet yeğdir.
- Bin merak bir borç ödemez.
- Bin dost az, bir düşman çok.
- Bin bilsen de bir bilene danış.
- Bilmemek ayıp değil, sormamak (öğrenmemek) ayıp.
- Bilinmedik aş ya karın ağrıtır, ya baş.
- Bilen bilir, bilmeyen aslı var sanır.
- Bıçak yarası geçer (onulur), dil yarası geçmez (onulmaz).
- Bıçak sapını kesmez.
- Bıçağı kestiren kendi yüzü suyu, insanı sevdiren kendi huyu.
- Beterin beteri vardır.
- Beş parmağın beşi bir değil (olmaz).
- Besle kargayı, oysun gözünü.
- Besle, büyük danayı; tanımasın anayı.
- Beleş atın dişine (yaşına, yularına, dizginine) bakılmaz.
- Belâ geliyorum demez.
- Bedava sirke baldan tatlıdır.
- Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla.
- Baş nereye giderse ayak da oraya gider.
- Baş kes, yaş kesme.
- Başını acemi berbere teslim eden, pamuğunu cebinde taşısın.
- Baş dille tartılır.
- Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz.
- Başa gelmeyince bilinmez.
- Başa gelen çekilir.
- Baskısız (çivisiz) yongayı (tahtayı) yel (el) alır, sahipsiz tarlayı sel alır.
- Baskın basanındır.
- Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.
- Bana benden her ne olursa, başım rahat bulur dilim susarsa.
- Bal tutan parmağını yalar.
- Balta değmedik (girmedik) ağaç (orman) olmaz.
- Balın olsun tek, sinek Bağdat`tan gelir.
- Balık baştan kokar.
- Balık baştan avlanır.
- Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir.
- Bal bal demekle ağız tatlanmaz.
- Bakmakla usta olunsa, köpekler (kediler) kasap olurdu.
- Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.
- Bağlı koyun yerinde otlar.
- Bağla atını, ısmarla Hakk`a.
- Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun (Bağda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun).
- Baca eğri de olsa duman doğru çıkar.
- Baba malı tez tükenir, evlât gerek kazana.
- Baba koruk (ekşi elma, erik) yer, oğlunun dişi kamaşır.
- Az veren candan, çok veren maldan.
- Az tamah çok ziyan getirir.
- Az söyle, çok dinle.
- Azıcık aşım, kaygısız (ağrısız) başım
- Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.
- Aza demişler: “Nereye?”, “Çoğun yanına” demiş.
- Ay ışığında ceviz silkilmez.
- Ayıpsız yâr (dost) arayan, yârsız (dostsuz) kalır.
- Ayı görmeden bayram etme.
- Ayağı yürüten baştır.
- Ayağını yorganına göre uzat.
- Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin.
- Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.
- Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.
- Av avlayanın, kemer bağlayanın.
- Ava giden avlanır.
- Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.
- At yiğidin yoldaşıdır.
- At sahibine (biniciye) göre eşer (kişner).
- At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
- At ölür, itlere bayram olur.
- Atlasa kıl yapışmaz.
- Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz.
- Atın ürkeği, yiğidin korkağı.
- Atın ölümü arpadan olsun
- Atın bahtsızı arabaya düşer.
- Atılan ok geri dönmez.
- Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
- Ateşle barut bir yerde durmaz.
- Ateş düştüğü yeri yakar
- At binicisini tanır (bilir).
- At binenin (iş bilenin), kılıç kuşananın.
- Atasını tanımayan Allah`ını tanımaz.
- Atanın (babanın) sanatı oğula mirastır.
- Ata eyer gerek, eyere er gerek.
- At, adımına göre değil, adamına göre yürür.
- Aş taşınca kepçeye paha olmaz
- Aşını, eşini, işini bil.
- Âşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır.
- Âşığa Bağdat sorulmaz (ırak değildir).
- Aslını inkâr eden (saklayan) haramzadedir
- Asil azmaz, bal kokmaz (kokarsa yağ kokar, çünkü aslı ayrandır).
- Arslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur).
- Arpa eken buğday biçmez.
- Arık öküze bıçak çalınmaz
- Arı, kızdıranı sokar
- Arı bal alacak çiçeği bilir.
- Ar dünyası değil kâr dünyası.
- Arabanın ön tekeri nereden geçerse arka tekeri de oradan geçer.
- Araba ile tavşan avlanmaz.
- Araba devrilince (teker kırılınca) yol gösteren çok olur.
- Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
- Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.
- Ana evlâdını atmış, yar başında tutmuş.
- Aman diyene kılıç kalkmaz (Eğilen baş kesilmez).
- Altı olur, yedi olur, hep Allah`ın dediği olur.
- Altın yere düşmekle pul olmaz
- Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç olur.
- Altın eli bıçak kesmez.
- Altın anahtar her kapıyı açar.
- Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste.
- Almadan vermek, Allah`a mahsus (yaraşır).
- Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir
- Allah`tan umut kesilmez.
- Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.
- Allah sabırlı kulunu sever.
- Allah kulunu kısmeti ile yaratır.
- Allah`ın bildiği kuldan saklanmaz.
- Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.
- Allah doğrunun yardımcısıdır
- Allah dağına göre kar verir (verir kışı).
- Allah bir kapıyı kapatırsa ötekini açar.
- Al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunsun (gocunur).
- Alışmış kudurmuştan beterdir.
- Alet işler, el övünür.
- Al elmaya taş atan çok olur.
- Alçak yer yiğidi hor gösterir.
- Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.
- Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.
- Alacakla verecek (borç) ödenmez.
- Alacağın olsunda da alakargada olsun.
- Akşamın hayrından sabahın şerri yeğdir (iyidir).
- Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.
- Akraba (dost) ile ye, iç, alışveriş etme.
- Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.
- Akla gelmeyen başa gelir.
- Ak koyunun kara kuzusu da olur.
- Akıl yaşta değil baştadır.
- Akılsız başın zahmetini (cezasını) ayaklar çeker
- Akıl para ile satılmaz.
- Akıllıyı arkada tutma, akılsızı kılavuz etme.
- Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.
- Akıllı hırsız, şaşkın ev sahibini bastırır.
- Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır (Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsu
- Akıl kişiye (adama) sermayedir
- Akıl için tarik (yol) birdir
- Akıl akıldan üstündür.
- Akan suya inanma, el oğluna güvenme.
- Akar su çukurunu kendi kazar
- Akan su yosun (pislik) tutmaz.
- Akacak kan damarda durmaz
- Ahmak iti yol kocatır.
- Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez
- Ahlatın (armudun) iyisini ayılar yer.
- Ah alan onmaz
- Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
- Ağrısız baş mezarda gerek (olur).
- Ağlatan gülmez
- Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
- Ağız yer, yüz utanır.
- Ağır yongayı yel kaldırmaz
- Ağır taş batman döver (yerinden oynamaz).
- Ağır ol, batman gelesin.
- Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter
- Ağır kazan geç kaynar.
- Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter
- Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.
- Ağaç yaş iken eğilir.
- Ağaç yaprağı ile güzeldir (gürler).
- Ağaç kökünden yıkılır.
- Ağacı kurt, insanı dert yer.
- Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur
- Adam olana bir söz yeter.
- Adamını yere bakanından, suyun ağır (sessiz) akanından kork (sakın).
- Adamın iyisi iş başında belli olur.
- Adamın iyisi alış verişte belli olur.
- Adamın (insanın) adı çıkacağına (çıkmaktansa) canı çıksın (çıkması yeğdir).
- Adamak kolay, ödemek güçtür
- Adam ahbabından bellidir (Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu diyeyim).
- Adama dayanma ölür, duvara (ağaca) dayanma yıkılır (kurur).
- Adam adamı bir kere (defa) aldatır.
- Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.
- Adam adam denmekle adam olmaz.
- Adam adamdan korkmaz, utanır (hatır sayar).
- Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil (Adam adama yük olmaz).
- Adam adama her daim muhtaç (gerek olur).
- Adalet ile zulüm bir yerde barınmaz.
- Aç tokun yüzüne bakmakla doymaz.
- Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü
- Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, darı) ambarında sanır (görür).
- Aç ne yemez, tok ne demez
- Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.
- Aç kurt bile komşusunu dalamaz.
- Açın karnı doyar, gözü doymaz.
- Açın gözü ekmek teknesindedir (olur).
- Açılan solar, ağlayan güler.
- Açık yerde tepecik kendini dağ sanır
- Açık yaraya tuz ekilmez.
- Açık ağız aç kalmaz.
- Aç gözünü, açarlar gözünü.
- Aç elini kora sokar
- Aç doymam, tok acıkmam sanır.
- Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.
- Aç ayı oynamaz
- Aç (arık) at yol almaz, aç (arık) it av almaz.
- Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
- Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden, tatlı söz (dil) yılanı deliğinden çıkarır.
- Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
- Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.
- Acıkan doymam (sanır), susayan kanmam sanır.
- Acemi katır kapı önünde yük indirir
- Acele işe şeytan karışır.
- Acele ile menzil alınmaz
- Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık
- Abdal (derviş) tekkede, hacı Mekke`de bulunur.
- Abdalın dostluğu köy görünceye kadar
- Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz
- Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.
- Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş.
- Abanın kadri yağmurda bilinir.