05-11-2007, 15:55:59
Nerelerdeydin diye sorarsan;
'hep eskisi gibi' diyeceğim.
toprağı orten taşlardan söz edeceğim,
sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
ben yalniz kusların yitirdiklerini bilirim,
gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan ablamı.
neden ayri adlarla anılıyor ülkeler, neden günler
yeni günleri izliyor? neden koyu bir gece
birikiyor ağızda? neden ölüler?
nereden geliyorsun diye sorarsan boluk porcuk
kelimelerle konuşmak zorundayım,
ağzi zehir gibi yakan araclarla,
coğu curumeye yuz tutmus hayvanlarla
ve avutamadığım yüreğimle.
andac degil yanımızda götürdüklerimiz
unutuşta uyuklayan sarımsı kumru degil,
yaslarla kapli yuzler,
boğazımıza yapışan eller
ve yapraklardan sıyrılan sey:
asinmis bir gunun karanlığı
aciyi kanimizda tatmis bir günün.
iste menekseler, iste kirlangiclar
bize sevinc veren ne varsa,
geçici ve küçük duyarlıkların
yanyana göründüğü suslu kartpostallarda.
ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
ne karsilik vereceğimi bilemem:
öyle cok ki ölüler,
ve öyle cok ki al güneşle yarılmış hendekler,
ve öyle cok ki gemilere vuran migferler,
ve öyle cok ki opuslerle kilitli eller,
ve öyle çok ki unutmak istediklerim.
'hep eskisi gibi' diyeceğim.
toprağı orten taşlardan söz edeceğim,
sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
ben yalniz kusların yitirdiklerini bilirim,
gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan ablamı.
neden ayri adlarla anılıyor ülkeler, neden günler
yeni günleri izliyor? neden koyu bir gece
birikiyor ağızda? neden ölüler?
nereden geliyorsun diye sorarsan boluk porcuk
kelimelerle konuşmak zorundayım,
ağzi zehir gibi yakan araclarla,
coğu curumeye yuz tutmus hayvanlarla
ve avutamadığım yüreğimle.
andac degil yanımızda götürdüklerimiz
unutuşta uyuklayan sarımsı kumru degil,
yaslarla kapli yuzler,
boğazımıza yapışan eller
ve yapraklardan sıyrılan sey:
asinmis bir gunun karanlığı
aciyi kanimizda tatmis bir günün.
iste menekseler, iste kirlangiclar
bize sevinc veren ne varsa,
geçici ve küçük duyarlıkların
yanyana göründüğü suslu kartpostallarda.
ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
ne karsilik vereceğimi bilemem:
öyle cok ki ölüler,
ve öyle cok ki al güneşle yarılmış hendekler,
ve öyle cok ki gemilere vuran migferler,
ve öyle cok ki opuslerle kilitli eller,
ve öyle çok ki unutmak istediklerim.