Üç Saatlik bir uykunun ardından yeniden senin olmadığın yatağımda merhaba dedim yine güne. Üç beş nöbetleri tutan bir asker gibi ne zaman gelirsin diye beklediğim herhangi bir gecenin sabahındayım. Bazen karanlık gecelerin koynunda hıçkırıklara boğulduğumda oluyor bunu bilmen imkansız yanımda olmayınca. Sanki her günün ardından beni bekleyen koca bir hüzün sarılıyor benimle beraber yatağımda. Sağa dönüyorum yokluğun sola dönüyorum yokluğun yalnızlığım.
Ne kadar daha senin olmadığın bir Güne uyanırım bilmiyorum.
Bazen keşke hiç büyümeseydim diye düşünüyorum yada neden bu çaresizliğim diyorum. Ben düşündükçe boğuluyorum nefes alamıyorum. Sanki sen bana bir armağan gibi geldin. Üzerine seni saran janjanlı Kağıtlar gibi yoktu olduğun gibi sende sadece…
Peki ne zaman içinde ne değişti? Ben her yeni Günde biraz daha sen diye nefes almaya çalışırken bunları fark etmedin. Yatağımdan ilk kalkışım sen yattığın an yine sen.yemek yerken Su içerken aklımda sen. Her kalbimin atışında içimdeki ses yine sen bugün çok farklı olsun istiyorum. Ansızın bir köşeden çıksan gelsen karşıma açsan kollarını sıkı ,sıkı sarılsan bana. Tüm özlemleri hasreti kaldırsan aramızdan. Ah bu nasıl mümkün olabilecek bilmiyorum.
Aramızda onca mesafe onca insan varken seninle hayallerde buluşuruz ancak. Denizin dalgasını sahildeki kumları nasıl çekiyorsa içine işte bende her nefeste seni alıyorum her zerreme…
Güneşin ortalığı kurutması nasıl acıtıyorsa çiçeklerin canını senin yokluğun yokluğunda öyle dağlıyor yüreğimi…
İşte bir Pazar sabahı ve ben yine sensizim ben yine yalnızım.
Bazen aynada bakıyorum kendime bu yalnızlığı hak ediyor muyum diye hayır, hayır. Ben seni seviyorum sana ağlıyorum seni yaşıyorum. Peki sen beni biliyor musun? İmkansız sen bilsen böle acı vermezdi yaptıkların. Üzülmemem için elinden geleni yapar benimle her anı yaşamak isterdin. Kul beşerdir şaşar derler ya ben bazen ağzım açık kalıyor sadece yaptıklarını seyrediyorum. Kalbinin içi çok güzel biliyorum ama nedense göstermekten hep kaçtın. Seni tanıdığımda ne kadar üzgün çaresizdim sen biliyorsun. Hep dedim sana ben karanlıklara alıştım alıştırıldım. Eğer bana ışık olabileceksen uzat ellerini dedim. Ama sen o ışığı yakıp, yakıp kapatıyorsun. Biliyor musun benim kalbim nasıl açılıyor nasılda kahroluyorum. Zaten hep hüzünlerle geldim bu yaşa artık gülmek mutlu olmak istiyorum.
Bunu seninle yaşamak isterdim. Peki sen ne düşünüyorsun? Ellerini neden uzatmak yerine çeker oldun?…
Kara gözlüm dedim şiirler yazdım sana ağladım bir erkek için
Saklamıyorum ağladım. Hıçkırarak ağladım.. geldiğin o Gün olduğu gibi hep yine yalnız kalacaksam girme dedim hayatıma...
Bunu bile,bile girdin hayatıma en mutsuz anımda. Şimdi gitmek için çabalıyorsun beklide olur sıkıldın gitmek isteyebilirsin sadece şunu sormak isterim sana kime sordun hayatıma girerken kimseye. Gitmek istiyorsan kimseye sormana gerek yok git istediğin yere. Ama veda etme sakın arkana bile bakma sakın sessizce git. Dedim ya ağladım bir erkek için ama görmedin göz yaşlarımı görmedin sen beni perişan göresin istemem.
Kalbim sen diye atarken aldığım nefes sen diye dolarken içime gittiğini bile sormam sana. Eğer bir gün gideceksen sadece kendin için git. Ben sana böyle alışmış böyle sevmiş bağlanmışken sadece yalnızlık kalır senden bana.
Yine göz yaşlarım karanlık arta kalan sen ile yaşamaya çalışırım hayatımı. Sana sadece mutluluk dilerim. Sen olmadığın zamanda çabalıyorsam hayata tutunmak için yine gayret ederim…Ama o zaman yalnız ben varım sen gidersen birde senin aşkın hasretin bu defa kaldıramam bu yükü ezilirim…
Senin olmadığın her gün bir o kadar hissediyorum ki ölümün soğuk nefesini bu kadar kaldıramam bu acıyı terki diyar eylerim
Yeniden sen mesut ol emi….