Aşk Öyle Bir Büyü Ki... [align=left][size=x-small]Aşk, öyle bir büyü ki...
Utangaç tavırlı gencin gözleri önünde duran küçük vazodaki ismini bilmediği çiçeklere takıldı, sonra başını hafifçe kaldırıp karşısında duran güzelliğe baktı, öyle bir bakıştı ki bu...
Bakmak diyemezdi bunun anlamını bilen hiç kimse, gözlerini ondan ayırmadan elini yavaça vazodaki çiçeklere uzattı ve bir çiçek çıkardı içinden ve ona uzatarak kısık bir ses tonula şunları söyledi;
-Her insan kalbinde buna benzer çiçekler yetiştirir, ona bakar, onu büyütür ve en güzel halini aldığında onu aşkına sunar. Bu hediyeyi veren ve alan anlar onun ne kadar kıymetli olduğunu. Sadece aşık ve maşuk bilir ne denli kıymetli olduğunu...
Ve bakışlarını biraz daha derinleştirerek bir süre sessiz kaldı ve devam etti
-Bu çiçeğin solmasına sakın izin verme...
Çünkü gönülde sevda yağmurları ile yetişen bu çiçek yerinden koparılıp hakedene verildiğinde, soluncaya akadar bi başkası yetişmezdi gönülde. Gözlerini ondan ayırmadan yavaşça ayağa kalkmak isteyen genç bacaklarının titrediğini hissetti....
......
Ne maviydi nede yeşildi diğer hikayelerdeki gibi bu öykünün kahramanlarının göz rengi, inci boncuk gibi parlayan siyah ta değildi. İki çift kahverengi gözdü birbirine bakan. Sonra kız Peltek bir “S” ile başladı söze;
-Sen…. dedi
-Sen….
Bi kez daha denedi,
-Sen….
Ama devamı çıkmıyordu bir türlü ağzından, Kelimeler birbirine kenetlenmişti adeta, adeta çıkmamak için anlaşmışlar gibiydi, boğazında acı bir yumru vardı sebebini kendinden başka kimsenin bilmediği. Elindeki adını bilmediği çiçeğe baktı tekrar, sonra hafifçe bir nefes çekti burnuna…
Kimseler bilemezdi ne kadar güzel koktuğunu, kimseler anlayamazdı yaşamadığı sürece aşkın kokusunu…
Gözlerin konuştuğu o an denizdeki dalga sesleri eşlik ediyordu sözcüklere, Dinlediğimiz şiirlerdeki fon müziği misali…
Çiçeği tekrar gence uzatan kız:
-Bunu kaldıramam, bu çiçeği soldurursam eğer…
-Ben yaşayamam…
...............................
-Bunu benim için saklar mısın?
Bir sessizlik kapladı iki saf gönlü, her şey pür dikkat gencin sözlerini dinlemeye koyuldu.
Ama genç konuşmuyordu sadece baktı, baktı ve baktı….
Kızın elini avuçlarının içine aldı, başını yere eğdi, derin bir nefes aldıktan sonra
-‘Sen avucumda taşımakta olduğum bi “kor” sun.’ Bu gönül senin, bu çiçek senin, Ben seninim…
Çiçeği kızın ellerinden yavaşça aldı ve Denize doğru fırlattı
-Bundan sonra bu gönülde bir daha sevda çiçeği yetişmeyecek…
-Artık benim sevda çiçeğim sensin…
...............................
Kızın gözlerinin içi gülüyordu,
Bu sözlerden sonra bi şeyler daha söylemişti genç, ama o sadece dudak kıpırtılarını görebildi onun. İşitmiyordu hiçbirşeyi kulakları artık o sözlerin üstüne, belkide işitmek istemiyordu. Ona bakıyordu, sadece onu görüyordu, ondan başka tüm objeler grilemişti. O anı hiç bir zaman unutmayacaktı, siyah beyaz bir fotoğraf karesi gibi ömür boyu saklanacaktı "o anı" gönlünün bi köşesinde.
Sonra kendine doğru bi elin uzandığını gördü...
-Hadi, gel yürüyelim biraz.
Uzanan eli sımsıkı tuttu kaybetmekten korkarcasına, parmaklarını parmkalarına kenetledi aşkını haykırırcasına, eli küçücüktü onun ellerinin yanında, bunu görünce biraz daha sıktı elini yaramazlık yapan bi çocuğun annesine sığınması gibi sığınmak istercesine...
Şefkat dolu,huzur dolu, güven dolu bi 10 dakikalık yürüyüşten sonra sessizliği bozan gencin utangaç sesi oldu
-Elimi bu kadar çok sıkmayı ne zaman bırakacaksın?
Başını hafifçe yukarı kaldıran kız gencin kulağına ulaşmak için parmak uclarında durmaya çalışarak...
-Hiç bir zaman diye fısıldadı.
Ve elini bırakmadan boştaki kolunu boynuna doladı. Aynı anda genc te gönül çiçeğini aldı kollarının arasına ve yanağına küçük bir öpücük kondurdu kızın.
Öyle bi sarılma olmuştu ki bu; sımsıkı kenetlenen elleri "birbirimizi asla bırakmayacağız" diye haykırıken, birbirlerinin boynuna doladıkları kolları "sen benden başkasının olamazsın" mesajını veriyordu gönülden gönüle.
Sahilde yürümek, denizin kokusunu rüzgarla birlikte daha bi keskin duymak, dalgaların dansı hepsi çok harikaydı sonra birden
-Dondurmaaaaaaaaaaaaa...diye bağıran kalın ses ikisini birden o tarafa baktırdı
-Dondurma ister misin?
-Hı hı
-Neli olsun
-Sade olun benimkisi, üzerinde de şam fıstığı kırıntıları fena olmaz hani
-Tamam, suda aliyim ben sana yoksa biliyosun ne olucağını
Yüzündeki gamzeleri meydana çıkan kız tebessümle karşılık verdi sadece. Dondurmalarını alıp denizin kenarına doğru yürüdüler, banklara oturmazlardı çoğu zaman, Sadece dalga fazla olduğunda ıslanmaktan çekindiklerinde tercih ederlerdi. Bu gün fazla dalga yoktu o yüzden çoğu zaman olduğu gibi yaklaşabildikleri kadar yaklaştılar denize ve bi taşın üzerine oturdular.
İkiside denizi izlemeyi çok seviyordu, huzur veriyordu onlara, sinirli olduklarında sinirlerini alıyor, Mutlu olduklarında onlara eşlik ediyordu sanki. Öyle ya böyle bi dostu kim sevmezdi. Denizi izleyerek bitirdiler dondurmalarını, bu gün çok az konuşuyorlardı. Aslında neler neler vardı söylenmesi gereken konuşulmak istenen ama ikiside bi türlü başlayamıyordu söze. Belkide şimdilik en iyisi buydu.
Sadece sessizliğin konuşması...
....Denizdeki yosun kokusu bu gün daha bi farklı geliyordu bu kez, Kahve kokuyordu sanki rüzgar estikçe, sonra birden kafasını önündeki koltuğa vuran genç herseyin rüya olduğunu anladı.
İstanbula çok az bi yol kalmıstı Çalışan klima serin serin gencin yüzüne doğru çarpıyordu ve servis yapan hostun elindeki kahve bardağı fren yapan otobüsün koridorunda yuvarlanıyordu.
Neler olduğunu anlamak için pencereden dışarıya doğru bakmaya alışan genc, gördüğü rüyayı hatırladı ve koltuğunu geri doğru yaslayıp tekrar uyumayı denedi, bu sırada otobüsün kısık sesli radyosunda sezenin yolculara eşlik eden parcası bitmiş ve spiker sarkıyı yorumlarken şöyle bi söz gencin dikkatini çekti
-Hayatta yaşanan bazı şeyler rüya olmaktan ileri geçemez, onun tatlı bi anı olarak kalmasını istiyorsanız, Gözlerinizi yummak yerine başınızı başka bi tarafa cevirmeyi ve başka insanlar tanımayı deneyin
Rüyalar... Rüyalar... Rüyalar... Rüyalar...
Yazının Devamı İçin Tıklayın
Konuyu Yollayan: KaRaMeLLa
Okunma Sayısı: 187
Yorum Sayısı: 0
Eklenme Tarihi: 18/06/2008
Kategorisi: Aşk Hikayeleri
