şehirde yağan yağmur var ya O BENİM, iliklerine kadar işleyebilmek için nasıl telaşla yağıyorum…
Bak; Kasıp kavuran rüzgâr var ya o benim işte. Kokunun yeryüzünde sinmediği hiçbir şey kalmasın diye çabalıyorum. Akşamları ise ılık ılık esiyorum ki dertlerin dağılsın ruhundan, o ağacın altında oturup yaktığın sigaranın dumanıyla uzaklara taşıyayım üzüntülerini. Üşüme diye, o arada yüzünü gösteren güneşte benim, sen üşüme.. İçine hayat dolsun gözlerin gülsün diye doğuyorum üzerine.
O çok sevdiğin denizin dalgalarındayım sana gelmeye çalışan, geceleri yakamozla dansım sırf yüreğinden geçenlere şahit olmak için.
İçine huzur doluyor ya zamanlı zamansız, durmaksızın ettiğim dualarımdan.
Kulakların çınlasa benden bil, vakitsizce telefonun çalsa, masana bir paket bıraksalar isimsiz aklına ben geleyim ne olur.
Benim yalnızlığımda her şeyinle sen varsın,
Dileğim yalnızlığındaki ben olayım,
O, ben olayım
Simdi gidiyorsun.. Evet git.. “Bir ikincisi daha olmayacak asla” diye belleğime kazıdığım o muhteşem duyguyu bana yeniden yaşattığın için, hayatinin bir kısmına beni de eklediğin, kulaklarında sesimi, dudaklarında dudaklarımı misafir ettiğin için, benimle birlikte aldığın her nefes için minnettarım.. Simdi yolun açık olsun sevgili başlangıcı ile sonu arasında hiç istasyon bulunmayan bu tren yolculuğunda…