Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı, İstanbul Bienali'ni Ata'yı "anti hümanist" olarak suçladığı gerekçesiyle kınadı..
İstanbul Bienali'nin tanıtım kitapçığında küratör Hou Hanru'nun kaleme aldığı ve Atatürk'ü yeren ifadelerin bulunduğu iddia edilen yazısı kriz yarattı. Çinli küratörün, kitapçıkta yer alan açılış metninde, Kurtuluş Savaşı'nı "tepeden inme bir dayatma" olarak nitelendirdiğini, Atatürk'ü ise "anti hümanist" diye tanımlandığını belirten Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanları, dün bir kınama metni yayımladı. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Nazan Erkmen'in yaptığı yazılı açıklamada, Hanru'nun yazısının "bilgisizliği aşan kasıtlı bir ifade" olduğu belirtildi. Açıklamada, "Bienal bildirisinde, Kurtuluş Savaşı 'Kemalist Proje', 'tepeden inme dayatma', uygulanan devrimler ise 'Demokrasi ilkesine aykırı' olarak nitelenmiştir. Kınıyoruz" denildi. Kınama metninde şu ifadeler yer aldı:
'DAHA DUYARLI OLMALIYDI'
"Son derece hassas zamanlar yaşayan ve toplumsal, etnik kışkırtmalarla karşı karşıya bırakılan Türkiye'de, desteklediğimiz bir etkinlik olarak yapılan 10. Uluslararası İstanbul Bienali'nin küratörünün bu konuda daha duyarlı olmasını ve Atatürk'ün 'Sanatkâr cemiyette uzun cehid ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır' sözündeki gibi, bu duyarlılığı taşıyanların 'sanatçı' denmeye layık olabileceğini hatırlatıyoruz." Bienali düzenleyen İstanbul Kültür Sanat Vakfı ise açıklama yapmadı.
NAZLI ILICAK'IN CEVABI
Bienal'de Kemalizm'e eleştiri
Uluslararası 10. İstanbul Bienali'nin küratörü Hou Hanru'nun bienal katalogunda yer alan görüşleri, bazı çevreleri kızdırdı. Hanru, özetle, Kemalist modernleşmenin tepeden inme bir dayatma olduğunu ve toplumda bölünme yarattığını ifade etmişti.
Öfkelenecek ne var? Zaten devrimler, bir dayatmayla gerçekleşir. Atatürk, o günkü toplum yapısının kabul edemeyeceği bir çok ileri adım attı. Halk, zaman içinde devrimlerin çoğunu benimsedi. Bugün hiç kimse, "cumhuriyeti yıkalım da padişahlığa dönelim" demiyor veyahut "Latin alfabesini bırakalım" ya da "arşını, dirhemi kullanalım" gibi sözlere de rastlanmıyor. Bugün Türkiye'de Atatürk'ü değil, onun adına hareket ettiklerini söyleyenlerin ideolojisini tartışıyoruz. Dayatmayı Atatürk değil, onun sözde takipçileri yapıyor. Meselâ Atatürk, kadının kılık kıyafetine hiçbir şekilde sınırlama koymadı. Ama bugünküler, "Anayasanın 2. maddesinde laiklik hükmü oldukça, üniversiteye kızlar baş örtüsüyle giremez" diyebiliyor. Oysa bugün Atatürk yaşasaydı, muhtemelen "Bu kızları okutalım da, kıyafetleri ne olursa olsun" görüşünü savunacaktı .
Hanru'ya kızmayalım. O, bugünkü Türk toplumunun bölünmüş fotoğrafını çekiyor. Ama, dayatmayı Atatürk'ün değil, Kemalistlerin yaptığını gözden kaçırıyor. Atatürk, bir modernleşme projesi başlattı. İlk başta, zorlayıcı olmak da gerekirdi. Ama artık, dayatmalara ihtiyaç kalmadı. Dayattıkça toplumu bölüyorsun, milleti laik cumhuriyetten soğutuyorsun.
Ah Kemalistler bunu bir anlasa!!!