Bırakmadı sevdan... BASLATaşk, sevgi, romantizm, şiirleri, yazıları, resimleri, yazısı, fotoğrafları, mesajları, kitapları, sözleri, eserleri, sms, smsleri

Facebook Gönülçelen.NET Ailesi Facebook'ta. Grubumuza sizde katılmak istiyorsanız tıklayın!
Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bırakmadı sevdan...
Yazar Mesaj
capris
Ziyaretçi / Kayıtlı Değil

 
Mesaj: #1
Bırakmadı sevdan...
BIRAKMADI SEVDAN

Mevsimlerden sonbahardayız. Elveda ile geçti yaz ve biz bir mevsimi daha bitiyoruz. Her saat, her dakika ve her saniye ömrümüzden çalıp gidiyor.

Hem de ona ne kadar ihtiyacımız olduğunu umursamadan tükenip gidiyor zaman.

Farkında değilsin belki ama iyisiyle kötüsüyle birbirimizde yaşamayı öğreniyoruz. Baharda toprağı delen tohumlar gibi önce yüreğimize girmek için yaraladık birbirimizi… Acıdı, acıttık yüreğimizi. Ama sevdaların tutması kolay olmuyor, hele ki kök salması. Bunu da öğreniyor, bunu da beceriyoruz yavaş yavaş. Bir sabah sol yanında bir sızı ile uyanıyorsun güne. Anlamı olmayan tarifsiz bir sızıdır başlangıçta. Sonra adın her dilime geldiğinde, sevdan fikrime düştüğünde de aynı sızıyı hissetmeye başlıyorum. Ne zaman o masum yüzün değse gözüme, ne zaman sesin gelse kulağıma sızım daha da artıyor. Kimyamı değiştiriyor aşkın.

Belki de seni yüreğime sığdırmanın savaşı veriliyor derinliklerinde.

Sana her yazdığımda bu tarifsiz sızıda beraberinde artıyor. Seni ne kadar sevdiğimi, içimde taşıdığım bu sızıyı anlatamamanın mahcubiyetini yaşıyorum. Utangaçlık değil bu başka bir şey, tuhaf adı üzerinde tarifsiz ve kifayetsiz kalıyor sözcükler. Anlatılması inan yaşamaktan daha da zor.

Ben bütün bu hislerle çepeçevre yoğururken düşlerimi. Sen ise hala yüreğini açıp, içindekilere bakamadın değil mi? Hala hatamı yapıyorum diye tedirgin. Hala sorulular sorarak tüketiyorsun zamanı. Farkında değil misin? Zaman ikimize birden gülüyor ve geçiyor…

Ne yapmalıyım, Seni sana döndürmek için ne yapmalıyım? Ne kadar kalın zincirlerle bağladın kendini, ne kadar yüksek duvarların ardına gizledin? Her şey inançta gizli ama galiba inandıramıyorum sana kendimi, ınandıramıyorum aşkıma...

Ne değişecek değil mi? Üç beş sayfa yazı, üç beş güzel sözcük hepsi bu, bundan başka senin için ne ifade ettiğim oda meçhul. Belki de gülüp geçiyorsundur bana. Sesime kulak vermeyişin ondandır. Yada beni kağıttaki sözden sayıyorsun kim bilir?

Söylesene yasaklı mıyız ? Aşk hangi dinde, hangi kitapta yasaklanmış? Peki sen neden sürekli yasaklıyorsun kendini? Sana sözcüklerle ulaşmak ne kadar anlamlı olur bilmiyorum. Yazdıklarımın senin için ne ifade ettiğini de bilmiyorum, ama içimden geçenleri senden başka paylaşacak kimsem yok.

Aşık, maşuk ile gezer mi küskün. Kardeşim, dostum Yusuf Kenan Çetinkaya’ nın dizeleri geliyor aklıma. Seni yad ederken o gece, sazının tellerinden dökülen nağmeler ancak bir yağmur yürekliye söylenebilirdi.

“ Şimdi sevdan buluta değdi gülüm.
Yağar birazdan yağmur.
Hadi pencereni açta.
Beni avuçlarına doldur.”

Ruhuna talibim ama hala bunu anlamıyorsun değil mi ?

İnsanları düşün doğarken kaç kişi vardır yanlarında, yalnızlardır değil mi? Ama ölümler, cenazeler kalabalık olurlar öyle değil mi ? Yeni bir doğum yaşadığımız, ondan bu yalnızlığımız. Birbirimizden başka kimsemiz yok bizim. Hayatıma oturmanı istiyorum. Soframa oturmanı ama sen böyle sessiz kaldıkça da ben kendimi suçluyorum.

Ne kadar erteleyebiliriz aşkı, hiç bu sorunun cevabını bulabildin mi ? Hadi anlat bana…

Şimdi ne yapmaktasın? Yarın ne yapacaksın? Ya sonra…

Dile gelmeyen suskunluğunda boğuluyorum. Susarak bitirdiğin her sohbeti, sevdamızdan bahsedebilmek için sürekli virgüllerle uzatıyorum. Sen sürekli sustuğunda, tek taraflı yaşamak kalıyordu bana bu aşkı. Kendi kendine konuşan, hayalleriyle dolaşan biri gibi olmaktan kırılıyordum. Ama kızmıyorum sana, bırakmıyordu sevdan...

Bakma söylediklerime sadece bir aşığın, sevdiğine yapabileceği kadar sitem. Hepsi bu. Bir güzel sözün yeterdi belki. Susarak çoğalttığın kırgınlıklarımı sarabilirdim. Tutunmaya devam ederken güzel yüreğine, sadece henüz kim olduğumu bilmemenin cevabını arıyorum. Belki de böyle aşkla geldiğim için ben suçluyum. Ama birazda kendi ellerinde değil midir insanların kaderi? Kendine ait bir yaşamın olduğunu umarım acı tecrübeleri ile anlamak zorunda kalmazsın.

Özür dilerim, küstahlık yapıyorum belki. Ama kendini dinlemelisin, iç dünyanda yolculuklar yapmalısın. En doğru cevap insanın iç dünyasında yankılanır. O sesleri duyabilirsen bir çok konuda aydınlanır düşlerin. Tesir altında kalmadan, objektif bir yankılanıştır. Benim tabirimle, yıldızlar ülkesine yapılan gece yolculuklarıdır. Yorgun düşlerin şekil bulduğu, kalbimizin kuytularında gizlenen ve bir başkası ile paylaşamadığımız özlemlerimiz dillenmeye başlar. İşte o zaman kendinden, bu hesaplaşmalardan kaçamazsın. İçinde yaşadığımız gri beton bloklar bizi saklamaya yetmiyor. İnsan kendinden kaçabilir mi ?

Mesafeler ise eğer düşündüğün, hiç engel değildir sevgilerin yeşermesine. Çiçekleri düşün nasıl yeşeriyor, nasıl büyüyorlar. Tutuldukları güneş kendilerinden ne kadarda uzak ama o sıcaklığı hissediyorlar hücrelerinde. Güneşe uzanıyorlar. Bütün mesafeleri yok edebiliyorlar. Bizde aşarız, bizde kat ederiz bütün yolları. Yeter ki yüreğinde bir mesafe koyma bana.
Günden güne özümsüyorum seni, daha bir sindiriyorum hücrelerimde.

Sende bir güneş gibi kimsesizliğime düştün. Ve bir su halkası gibi büyüdün, büyüdün içimde ve gün geçtikce daha da büyüyorsun içimde.

Kaderle kesişen yollar bizimkisi. Daha düne kadar birbirinden habersiz ama sanki sürekli birbirini arayan iki ruh eşinin buluşması bu. Bu kaderin yazgısı, karanlığın içinde parlayan bir ışık gibi çıktın önüme. Çocukların bir masala kandığı gibi bir anda kabullenmesi kolay değil biliyorum. Ama bu kadar sorularla boğuşmayı bırak. Bu kadar anlamlar yükleme. Bana merhamet etmiyorsan bari kendine merhamet et.

Kış gelmeden kar yağıyor yüreğime, amansız bir tipi başlıyor, ah edip çırpınan bülbüle dönüyorum. Üşüyorum yokluğunda. üşüyorum suskunluğunda. Seni düşünmediğim gün, gece olmuyor. Solgun bir beniz, ruhu yasta bir adam. Sen kimbilir gecenin sıcak koynunda rüyalara dalarken, ben ise her gece bu aşkın nöbetini tutuyorum. Bütün gece bana geleceğin anı bekliyorum. Bir çift güzel sözün bana neler vereceğini, bilmiyorsun da gelmiyorsun. Her gece beni bekleyen yatağımla, yorganımla artık yabancılaştık. Uykusuz yaşanabilse onu da deneceğim ama senin için yaşamam gerektiğini bildiğim için zoraki uykulara teslim ediyorum yüreğimi.

Sonra doğrulup yatağımdan kendimi kandırmanın anlamı yok. Biran önce sana ulaşmalıyım diyerek, sabaha kadar caddelerde, sokaklarda olabileceğin, gelebileceğin bütün yerleri geziyorum. Aşkımı anlatıyorum sokak lambalarına, parktaki banklara, ağaçlara senden bahsediyorum. Salıncakla konuşuyorum. Ona çikolatalar, pamuk şekerleri alacağım ve bir gün gelecek ve burada onunla beraber sallanacağız diye anlatıyorum.

Belki bu satırları okuduğunda dudak büküp geçeceksin. Belki de abartıyor, neler yapıyor bu adam diye kızacaksın. Ama varsın olsun, sahte bir gülümseyişten bile daha samimi geliyor senin kızmaların. Gönlüme düştüğünden bu yana yetim sevgim dilleniyor. Yıkık gönlüm yeniden yeşeriyor senin sayende. Sen bunları bana sağlarken ben uykusuz kalmışım çok mu? Ben caddelerde, sokaklarda dolaşmışım çok mu?

Kendini bu kadar sevdirecek ne yaptın onu da bilmiyorum ama yüzündeki masum duruşa, gözlerindeki o gizli manaya sayfalarca yazsam az gelir.
Seni arıyorum, sözcüklerde, cümlelerde, ruhunun derinliklerinde seni arıyorum. Bir ses ver. Seni bulmam için ne olur yardımcı ol diyor bana. Senden tek istediğim yüreğinden geçenleri erteleme, beni kendinden öteleme… Zaman tükeniyor ve ben bekliyorum daha çok var mı gelişine?
Bir şarkı takılıyor kulağıma, belki bilirsin? Grup Gorki parkı söylüyor. Uzun zamandır dinlemediğim bir balad, bir aşk şarkısı “Try To Find Me” hatırladığım kadarıyla söyle dizeleri.

“ Boşalan yağmurun altında bütün kapılar kapalı ve etrafta kimsecikler yokken, kaybolmuş dolanan bir yabancıysan bu şehirde… Lütfen sen beni bulmaya çalış, bende seni arayayım! Biliyorsun sana ihtiyacım olduğunu, senin bana olduğu gibi…

Vazgeçme lütfen, çünkü buluşmak üzereyiz! Dayan göreceksin neredeyse başardığımızı! Kimse dinleyeme yanaşmadıysa söylemek istediklerini, umudun kırılıp moralin bozulduğunda ve hız kesemezken tıpkı bir sabah ekspresi gibi, lütfen! Lütfen, sen beni bulmaya çalış, bende seni arayayım!…
Telaffuz etmekte zorlanıyorum hislerimi, renkler, kavramlar, sesler hepsi birbirine karışıyor. Bir sis perdesine takılmış gibi kayboluyorum. İşte böyle anlarda birden karşıma çıkıp, elini omuzuma koyup, ben geldim diyerek bütün sisleri dağıtmanı bekliyorum.

Adın her dilime değdiğinde, silkinip kendime gelmemi sağlıyorsun. Yeniden uyanıyorum hayata. Bir mülteci gibiyim,sığınma talep ediyorum senden. Çünkü barınağım oldun benim, yüzümü döndüğüm mukaddes kıblemsin. Çünkü bütün temaşa son bulur kıblelerde, farklılıklar kaybolur.Çünkü orda kalpler bir olur. Bir hazinesin benim için, yüreğinin derinliklerinde gizli bir hazinesin. Yüreğine ulaşmak için sözcüklerimle sürekli kazıyorum ama yoksun. Tam ümidimi keseceğim bir anda, bir ses duyuluyor. “Beni bul” kazmaya devam et diyor. Biraz daha gayretle kazıyorum, kazıyorum, Yüreğinin derinliklerinde seni buluyorum. Beni bulmayı umuyorum...

Hayat bize benzer hikayeleri yaşatmadı mı daha önce? ılk ve son mu yaşadıklarımız?

Keskin ve soğuk ilişkiler yaşanırken hayatın dört bir köşesinde. Bizim kutsiyetle baktığımız ve özenle büyüttüğümüz bu yüce duyguyu neden paylaşamıyoruz?

Bütün bir toplum bizi hesaba mı çekecek? Bütün bir toplum biliyor mu aşkın yüceliğini? Biz onlara hesap soruyor muyuz ki ? Onların bize sormalarına izin verelim. Ne olur izin ver de akıtalım yüreğimizin nehirlerini, bırak da yüzdürelim kayıklarımızı. Bak zaman tükeniyor ve yine gülüp geçiyor bize.

Çok mu insanlığa aykırı, çok mu sıra dışı sevmelerimiz? Çok mu anormal özlemlerimiz?

Bütün önemsediğimiz bu çevre, dikkate aldığımız insanlar yataklarında sükunetle yatarken. Neden aşkımızın kutsal hazlarını yaşamak varken, ızdıraplarını çekmek bize düşüyor. Neden uykusuz gecelere gün bağlıyoruz? Farkındalar mı ne çektiklerimizden? Gerçekte bizim önemsediklerimizle, hayallerimizle kaçı ilgileniyor? Uğruna ömür harcadıklarımızdan kaçı soruyor isteklerimizi? Kim okşuyor saçlarımızı? Bizi kim düşünüyor bizden daha fazla? ınsanlara kurban gidiyoruz. Onların dudaklarından dökülecek sözlere mahkum. Topraktan gelip, toprağa gidiyoruz. Hem de kaybolduğumuzu, yaşayamadığımızı ve yitip tükendiğimizi fark etmeyerek.

Toplumun ikiyüzlülüğü alıp başını giderken. Bütün hesapları biz vereceğiz gibi, bütün bedelleri sanki biz ödeyeceğiz gibi, biz sevmekten korkuyoruz.

Sevmek suç mu ? ya sevilmek?

Kim yasaklıyor söyler misin?

Bence bütün korkularımız içimizdeki aşkın gücüyle aşılacaktır. Yeter ki aşkıma tutun. Benim sana tutulduğum gibi. Sana yazılan yazılarda, sana dair tüm düşüncelerimi bir nakış gibi işliyorum cümlelerin arasına. O kadar şeffaf bir ben olarak geliyorum sana. Sen böyle bir “ben” olabilir mi diye sorguluyorsun? Gel bu aşk denizine dalmaktan çekinme, gel soyunalım iki can ve bu aşk denizde yanalım.

Gel birbirinden beslenen iki kaynak, birbirinden enerjisini alarak aydınlanan bir yürek olalım seninle. Işığını esirgeme benden. Farkında değil misin ruhunun bir parçasının bende olduğunun? Senden bir parça yaşıyor içimde.

Belki de bu suskunluğun fazlaca üzerine geldiğim içindir. Seni sana mı bırakmalıyım?

Bilmiyorum. Belki de boğuluyorsun satırlarımda? Belki de nefes bile aldırmıyorum sana. Ama sevenin sevgisini haykırmasından daha yüce, daha güzel ne olabilir. Nedir pekala bu kadar sessizliğe bürünmenin sebebi? Yoksa kaçıyor musun benden? Git buradan mı diyorsun? Arama mı diyorsun.?

Seni zorluyorum belki ama bir sebebi var. şunu bilmelisin ki Hz. Mevlana’nın da söylediği gibi; “ Yapılmak, yıkılmaktır; topluluk dağınıklıktır; Sağlamlık, kırılmakta; murat, muratsızlıkta; varlık, yokluktadır.” Her şey bunlara benzer, toprağı kazmasaydık, kırmasaydık nasıl bağ bahçe olurdu. Nasıl dikensiz gül bahçeleri yetiştirebilirdik.
Terzi, o güzelim kumaşları parçalamasaydı o güzel elbiseleri nasıl dikebilirdi? Buğday değirmende öğütülüp ezilmeseydi, nasıl ekmek olurdu da sofralarımızı süslerdi?

Bizde belki acı çekeceğiz başlangıçta, ama böyle olgunlaşacağız. Bizde böyle yenileneceğiz. Yoksa sabah uyanıp aynaya baktığında aynı sen, yüzün aynı, ellerin aynı, bedenin aynı yerinde duruyorsa. Ve hala hükümsüzsen.Yoksun. Bundan daha acı ne olabilir.

Ah be hayatımın anlamı kadın, göçebe sevdam ak ellerine kına yakıldığı gün son bulur. Yalın ayak derviş sedasıyla beklerim seni. Naralar atmak istiyorum tutulduğum gizli sağanağında. Sana her yazdığımda bak ıslanıyor yüreğim, bu gecede başardın ağlatmayı. Sen her gece sessiz çığlıklarda boğarken yüreğini, göz yaşlarını bir biri ardına inci gibi dizerken göz pınarlarına, ben nasıl ağlamayayım. Korkmuyorum yadırganmaktan ama sana saygımdan, sana sevgimden susuyorum.

Aleksi Kristoviç Zelenski’nin dediği gibi; “ Diriliş, ancak isteniyorsa gerçekleşebilir; ancak o zaman mümkündür. Ve bu söze inanan biri olarak, bekliyorum.

… Ve sevda bereketi ve ben geldim sesini...
11-08-2007 04:46:33
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Hayat ile Yapılan Röportaj TERİANA 56 695 27-12-2008 08:12:10
Son Mesaj: sewgi005
  Hayat Der ki ; Eftelya 3 45 18-12-2008 05:18:19
Son Mesaj: Sleep
  HAYAT NEDİR... black.rose 0 111 21-09-2008 16:32:49
Son Mesaj: black.rose
  Hayat Böyle İşte hüzün gözlü 0 68 17-09-2008 10:42:40
Son Mesaj: hüzün gözlü
  Hayat Bedel İstiyor! TERİANA 3 132 13-09-2008 17:05:54
Son Mesaj: TERİANA
  ateş ile su bzeyagmur 4 123 08-09-2008 17:03:13
Son Mesaj: öf öf öf öf öf
  Hayat Bir SaLıncaktır... Eftelya 8 198 25-08-2008 10:16:24
Son Mesaj: lorin
  Merhaba yeni hayat mavigözyasim 0 134 25-08-2008 07:15:40
Son Mesaj: mavigözyasim
  Hayat Güzel TERİANA 5 143 17-08-2008 15:35:22
Son Mesaj: TERİANA
  Hayat Dersleri... kırçiçegi 8 173 07-08-2008 08:01:27
Son Mesaj: sense92
  Okyanusa Ayna Düştü .. Papatya 1 85 04-08-2008 08:41:25
Son Mesaj: nini_ksk
  Bir Yerde Tıkanıp Kaldığında Hayat Alone Girl 4 151 16-07-2008 08:55:23
Son Mesaj: Alone Girl
Exclamation Hayat Bu Anne .. ! Papatya 8 158 15-07-2008 16:44:31
Son Mesaj: Papatya
  Hayat...sizce hangisi? KVN* 16 246 14-06-2008 15:44:32
Son Mesaj: KaRaMeLLa
Wink siyah duvar...güzel düşünen güzel görür güldostu 6 173 29-05-2008 13:00:38
Son Mesaj: esmer afacan

Forum Atla:

1 2 3 64 131 266 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 286 283 284 285 287 288 289 290 291 292 293 262 264 267 263 294 295 296 297 298 4 255 256 5 6 7 251 8 71 260 75 72 73 74 76 77 78 79 80 81 82 83 84 9 10 12 14 13 17 18 16 236 11 15 19 20 21 42 43 44 45 55 28 22 27 95 31 30 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 63 233 52 103 234 248 46 48 125 47 49 50 261 85 86 87 88 89 90 91 141 23 24 25 129 133 132 134 26 253 100 220 232 235 92 29 110 93 96 94 97 98 99 126 128 101 65 66 67 68 69 70 130 146 147 148 149 150 151 212 213 214 209 221 222 223 224 225 226 117 118 119 120 121 122 123 124 102 104 105 106 107 108 109 145 111 112 113 114 115 116 127 56 57 58 59 60 61 62 51 53 54 252 185 186 210 187 211 188 215 216 217 218 219 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 230 231 152 184 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 178 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 179 180 181 182 183 227 237 243 238 239 240 241 242 244 245 246 247 250 142 143 f1 f2 f3 f64 f131 f266 f268 f269 f270 f271 f272 f273 f274 f275 f276 f277 f278 f279 f280 f281 f282 f286 f283 f284 f285 f287 f288 f289 f290 f291 f292 f293 f262 f264 f267 f263 f294 f295 f296 f297 f298 f4 f255 f256 f5 f6 f7 f251 f8 f71 f260 f75 f72 f73 f74 f76 f77 f78 f79 f80 f81 f82 f83 f84 f9 f10 f12 f14 f13 f17 f18 f16 f236 f11 f15 f19 f20 f21 f42 f43 f44 f45 f55 f28 f22 f27 f95 f31 f30 f32 f33 f34 f35 f36 f37 f38 f39 f40 f41 f63 f233 f52 f103 f234 f248 f46 f48 f125 f47 f49 f50 f261 f85 f86 f87 f88 f89 f90 f91 f141 f23 f24 f25 f129 f133 f132 f134 f26 f253 f100 f220 f232 f235 f92 f29 f110 f93 f96 f94 f97 f98 f99 f126 f128 f101 f65 f66 f67 f68 f69 f70 f130 f146 f147 f148 f149 f150 f151 f212 f213 f214 f209 f221 f222 f223 f224 f225 f226 f117 f118 f119 f120 f121 f122 f123 f124 f102 f104 f105 f106 f107 f108 f109 f145 f111 f112 f113 f114 f115 f116 f127 f56 f57 f58 f59 f60 f61 f62 f51 f53 f54 f252 f185 f186 f210 f187 f211 f188 f215 f216 f217 f218 f219 f189 f190 f191 f192 f193 f194 f195 f196 f197 f198 f199 f200 f201 f202 f203 f204 f205 f206 f207 f208 f230 f231 f152 f184 f153 f154 f155 f156 f157 f158 f159 f160 f161 f162 f163 f164 f165 f166 f178 f167 f168 f169 f170 f171 f172 f173 f174 f175 f176 f177 f179 f180 f181 f182 f183 f227 f237 f243 f238 f239 f240 f241 f242 f244 f245 f246 f247 f250 f142 f143