Cezmi Ersöz===ŞİZOFRENİN AŞK MEKTUBU BASLATaşk, sevgi, romantizm, şiirleri, yazıları, resimleri, yazısı, fotoğrafları, mesajları, kitapları, sözleri, eserleri, sms, smsleri

 Gönülçelen Ailesi MSN'de! Listeye katılmak için tıklayın. Sohbet odasına yönetici başvuruları
MSN'de Gönülçelen'i kullanmak için geniş anlatım.
Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Cezmi Ersöz===ŞİZOFRENİN AŞK MEKTUBU
Yazar Mesaj
hüzün gözlü Bayan
Üye

Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 897
Rep Puanı: 798 - Rep ver
Şehir: Kocaeli
Ruh Halim: Seytani
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #1
Cezmi Ersöz===ŞİZOFRENİN AŞK MEKTUBU
Sanki sadece bana sarılarak uyuyunca nefes alabiliyordu...
Uyku teslimiyettir... Uyuyan bir insanın bütün suçları bağışlanır... Uyku masumiyettir... Teslimiyetimi ve masumiyetimi sanki yalnızca uykumda hissediyor ve bu yüzden bana olan o sonsuz hasretini ancak böylesi anlarda giderebiliyordu...
Yıllardır bana susuz kalmışçasına ve sanki bütün varlığımı içer gibi sarılıyordu bana... Beni bütünüyle hissedebilmek için herkes evden gitsin, gece gelsin ve biz uyuyalım ve sadece o anlarda ortaya çıkan aramızdaki o sonsuz yakınlık kokusunu içine çekmek istiyordu...
Hissettiklerini yaşamasına ve sevgisinin ne denli yakıcı olduğunu anlatmasına hayat izin vermiyordu çünkü... Aşkını bana sarılıp uyurken yaşıyordu en çok... Bu yüzden başka kadınlarla sevişmemden çok, onlarla birlikte uyumamı kıskanırdı...
Hissediyordum: Her sarılışında varlığımı içen hasreti içimi kavuruyor, sanki içime kendi kaderini akıtıyordu... Rüyalarımız birbirine karışıyordu... Duyuyordum: Yıllardır yurtsuz kalmış sevgisi benliğimde benliğine korunaklı ve güven dolu bir yer arıyordu...
Bazen ruhumdaki derin çığlıklarına uyanırdım... Gözlerimi açar açmaz, o da uyanırdı hemen... İçimdeki her harekete sonsuz bir dikkat kesilmişti çünkü... Sevdanın o koyu gözleriyle ve sanki bir kuyunun dibinden gelen sesiyle, ne oldu, nereye gidiyorsun sevgilim, diye sorardı... Okuldan kaçarken yakalanan bir çocuğun gizli korkusuyla, yok bir şey, sen yat, ben bir sigara içip gelirim, derdim...
Salona geçip ve pencerenin kenarındaki koltuğa oturup bir sigara yakar, gecenin o koyu ıssızlığında neredeyse bir hastalık haline gelen sevgisini düşünürdüm... .
Son günlerde hep yorgun uyanıyordum.... Kuşatılmış gibi hissediyordum kendimi... Ona bütün ömrümü versem bile sevgisinin altında kalacağımdan korkuyordum... Varlığım onun sonsuz beklentileriyle, korkularıyla ve sevdikçe çoğalan hasretiyle doluydu... Karşılayamıyordum yanımdayken bile büyüyen o derin hasretini... Sanki kimsesiz yaşıyordu içindeki sevgi yarışını... Aslında kendime bile söylemekte zorlandığım asıl korkum benliğimin onun benliğinde erime ihtimaliydi... Bu bana sonsuz bir tutsaklık ve büyük bir kayboluş gibi geliyordu... Sanki bir daha kimseye aşık olamayacak, sanki bir daha kalbim bir başkası için çarpmayacaktı...
İlişkimiz yıllardır inişli çıkışlıydı... O kaçtı ben kovaladım... O kovaladı ben kaçtım... İkimizin de hayatına bir çok insan girdi... Ben onu bir ara tamamen hayatımdan çıkardım... O beni unutabilmek için olmadık insanlarla beraber oldu... Yığınla düş kırıklığı yaşadı... Defalarca birleşip, defalarca ayrıldık... Birbirimizi deliler gibi kıskandık...
Bir süre aramıza kimse girmedik beraber olduk...O dönemde onu yeniden kazanmam için hiçbir şey yapmama gerek yoktu sanki... Ve artık beni sevmesi için varolmam bile yeterliydi onun için... Tedirginlik, korkular, kaybedip kaybedip bulmalar benim için garip bir dinginliğe ve sükunete bırakmıştı yerini... En çok bu yüzden onunla ilgili öyküm bitmiş gibi geliyordu bana... Sanki yakınlaştıkça uzaklaştığımı hissediyorum ondan... Sevgisine duyduğum özlem, vicdan azabıyla dolu bir minnete dönüşmüştü artık... Oysa benden uzaktayken onu delice özler ve bu özleyiş sevinçli bir acı verirdi bana... Bu acı beni zamandan, zamanın o zehir zıkkım akışından kurtarırdı... Ama ne zamandır varlığı acı vermiyordu bana... Ve ben artık zamanın bedenimi ve ruhumu parçalayan geçişini yeniden hissetmeye başlamıştım...
Onu özlerken gerçeği yaşardım oysa... Bana o çılgın, o deli gözlerle bakan gerçeği... Şimdi onu kanıksamaya başlamış ve bir kez daha bu yalan hayata kovulmuştum... Bir kez daha lanetlenmiş varlığıma , bir kez daha kendime katlanmaya dönmüştüm... Sanki büyü bitmişti benim için... Ve yeniden sözcüklerin ilk anlamlarına dönmüştüm... Ve ben bu dönüşe, bu geri dönüşe karşı koyamıyordum... Sanki içimde bana rağmen, benden ayrı bir düşünce,bir akıl vardı...Benim bilmediğim sınırlar vardı orada... Bu sınırlar kendimden kuşkuya düşürüyordu beni, ama onlara karşı koyamıyordum...
Eskiden kendimi ona deliler gibi ve hiç susmak bilmeden anlatırdım... Oysa giderek suskunlaşmıştım... Giderek kendimi ondan saklamaya başlamış, şiirlerimi, imgelerimi, içimde biriken sevgi sözcüklerini kim olduğunu bilmediğim, henüz tanımadığım bir başka sevgiliye saklar olmuştum....
Her suskunluğum, her içe kapanışım onun için ölümden beter bir tehditti artık... Kimi geceler uyurken biraz olsun kendimle kalabilmek ve beni sımsıkı saran kollarından bir an olsun kurtulabilmek için yatağın ucuna gitmemi bile ayrılık acısı gibi yaşadığına emindim...
Aramızda en çok kullandığımız kelime ayrılıktı... Ama ne zamandır ayrılık kelimesi bile bizim için anlamını çoktan kaybetmişti... Çünkü sözcüklerin anlamından daha çok sevmiştik birbirimizi, sözcüklerin anlamından daha çok terk etmiştik...
Bazen bana haber vermeden, ayrılık sözü bile etmeden ansızın çekip gideceğini, bir daha beni asla aramayacağını, ardında hiçbir iz bırakmadan kayboluşa karışacağını söylerdi... Bunlara pek inanmak gelmezdi içimden...
Ben zamanın akışına bırakmıştım her şeyi, o bir zamanlar nefret ettiğim zamanın... Zaman benim için can sıkıntısı, haset ve tükeniş hissidir... İçimdeki yetinmezlik, adını koyamadığım o sonsuz arayış arzusu beni tekrar zamanın kollarına atmıştı işte... Şimdi ondan beni yeni bir acıya, yeni bir kanamaya göndermesini beklemeye başlamıştım ne zamandır...
Öykümü, onun öyküsünden koparıp kendime dönüyordum şimdi, o ise gerçeğin ortasında daha kimsesiz ve giderek daha soluksuz kalıyor, soluksuz kaldıkça da bana daha büyük acıyla bağlanıyordu...
Bu acı bazen onu kontrolden çıkartıyordu... Tele sekreterimdeki mesajları dinliyor, bana mesaj gönderen kadınların mail adreslerini ezberliyor, gelen mektuplarımı ben yokken okuyor, kimlerle ne konuştuğumu merak ediyordu... Kafasında benimle ilgili olmadık aşk senaryoları yaratıyor, yarattığı bu senaryolara anında inanıyor, sanki bir başkası için onu terk etmişim gibi delice korkulara kapılıyordu...
Oysa bir başkası için onu terk edemezdim... Bir başkası değil, karakterim, hastalığım, varlığımdı beni ondan usul usul uzaklaştıran...
Karakterim sevgimle onun sevgisi arasında sanki imkansız bir uçurum gibi açılıyordu...
Bencil ve doyumsuz biri miyim diye soruyordum kendime... Yoksa benliğim başkalarına hep kapalı mıydı... Öyleyse ne zaman ve neden kilitlenmişti benliğim... Kilitliyse anahtarı kimde kalmıştı... Yoksa artık sadece yazabilmek için mi giriyordum onca ilişkiye... Dışa açılmayan ve hep kendi etrafında dönen çıkışsız bir kurguda mı tüketiyordum yaşadığım her şeyi...
Bu soruları defalarca soruyordum kendime... Ve çoğu kez kendimden bile sakladığım her yanıtta bir kez daha nefret ediyordum kendimden... Nefret ediyordum çünkü duygularım konusunda alçakgönüllü olamıyordum bir türlü... Hep uçlarda, hep derinlerde yaşamak istiyor, bunu başardığımı sanıyor, ama sonunda kendi labirentimin içinde ulaştığım bütün o derinlikleri bir bir yitiriyordum...
O ise beni, yani hayatının asıl anlamını yitirmemek için onu o yapan gururundan vazgeçmişti her şeyden önce...
Benim için özel ve vazgeçilmez olmak istiyor, ama bunu başaramayacağını her hissettiğinde sonsuz bir korkuya kapılıyor,bu korku yüzünden gururunu durmadan ayaklar altına alıyordu...
En büyük korkusu benim gözümde sıradanlaşmaktı... Ve bu korkusu yüzünden durmadan kendinden eksiliyor, beni sonsuza dek kazanabilmek için hayatla ilgili; tutunmak, güçlü olup varolmak gibi bütün yeteneklerini ve saklı bütün direnişleri usul usul yitiriyordu...
Neredeyse kendimden çok onun benimle ilgili bu korku ve kaygılarını düşünür olmuştum ne zamandır...
Hayatının merkezine koymuştu beni... İşine benimle biraz daha olabilmek için çoğu kez gitmiyor, benim dışımda kimseyle görüşmek istemiyor, sosyal çevresini orada ben olmadığım için önemsemiyor, bensiz yaşadığı her şeyi yaşanmamış ve boşa geçmiş sayıyordu...
Dünyanın en ağır yüküydü bu benim için....Onu kendimden her esirgediğimde onu defalarca öldürüyordum aslında... Sana geleyim mi diye sorduğunda ve ben, bu akşam yalnız kalmak istiyorum, bana gelme dediğimde, onu kör kuyularda merdivensiz bırakıyordum...
Ben ne zaman kendimle kalmak istesem, o bunu sonsuz bir ayrılık olarak tercüme ediyor, ve bir kez daha yeniliyordu kalbindeki o büyük aşka...
Bensiz yaşadığı her anı, benimle birlikte olacağı bir sonraki ana kavuşmak için her şeyi ,ve en çok kendini tüketir gibi yaşıyor,ve bu yüzden hayatı durmadan bekleyerek, benimle olacağı o kutsal bir zamana sonsuz bir hazırlık olarak geçiriyordu...
Gururundan akan o kimsesiz kan sanki bir hep boşluğa yazılıyordu... Durmadan kaybediyor, kaybettikçe beni daha çok seviyor, sevdikçe hayatla olan bağları bir bir kopuyor, hayata yenildikçe sevgisi hiç olmadığı kadar çoğalıyordu...
Bu umutsuzluk bensiz olmayı onun için biraz daha imkansız kılıyordu... Ve bu imkansızlık hissi kendisinden beklemediği hırslara sürüklüyordu onu...
Bu yüzden ilişkimizin son zamanlarında yaşlanmaktan ve çekiciliğini kaybetmekten ölesiye korkmaya başlamıştı...
Öyle ki benimle birlikte ölüme gözünü kırpmadan gidecek olan bu insan bazı anlarda bir başına ölmekten herkesin korktuğundan daha çok korkar olmuştu... Bu korku yüreğini soluksuz bıraktığı zamanlar abartılı makyajlar yapar, açık saçık giyinir,dikkat çekmek, beğenilmek ve birilerinin onu arzulaması için sokaklara çıkardı....
Bu korku yüreğini soluksuz bıraktığı zamanlar internete girer, tanımadığı adamlara fotoğrafını gösterir, orada onlara kur yapar, sanal ilişkilerde o yenik düşmüş, o kimsesiz ruhunu şımartmaya çalışırdı...
Ama ne yaşarsa yaşasın her defasında evine bu yola çıktığından daha kötü, daha çaresiz bir halde o kendisinden kurtulmak için çıktığı evine istemeyerek geri dönmek zorunda kalırdı..... İstemeyerek, çünkü evi onun sonsuz yenilgisiydi... Çünkü evi baştan aşağı bendim...
Birlikteydik, ama yalnızdık ve yalnızlıklarımız bize ait olmayan bir boşlukta kendi başına umutsuzca büyüyordu...Onca enerji, onca imge, onca hayal kendi başına, gözünü kimsesiz bir uçuruma dikmiş, orada öylece büyüyordu... Ben sevgimi ondan ayıran karakterime düşmandım... O beni umutsuzca seven kalbine düşmandı... O sevgisine düşmandı, hayata, bana, ve hatta çoğu kez kendisini bile kanıtlayamadığı sevgisine... Bense kilitli sandığım benliğime...
Sanki dilsiz kalmış gibiydik...
Umutsuzluk insana neler yaptırmıyor... Aramızdaki uçurumu kösnül cinsellikler ve sapkınlıklarla doldurmaya çabaladık bir ara...
Beni yitirmemek için ve benim için hep özel kalabilmek için bu isteklerime de boyun eğdi...
Sevişirken aramıza başka kadınlar, başka erkekler almaya başladık...
Aramızda giderek büyüyen uçurumlara bizi sevmek isteyen, bizi arzulayan kadınları ve erkekleri katıyor, birbirimizi ne kadar sevdiğimizi sınamak için yüzü olmayan kadınlar ve erkeklerle sevişiyorduk...
O beni kazanabilmek için girdiği bu yolda kendi karanlık yanlarını fark ettikçe , içindeki umutsuz aşkı benden daha umutsuz şeylerle sınamaya başlamıştı... Bense aramızdaki uçurumu doldurabilmek için zorladığımız her kapının bizi biraz daha kendimizden ve birbirimizden uzaklaştırdığını görüyor, ama bir şey yapamıyor, bir kenara çekilmiş sürüklenişimizi seyrediyordum...
Masumiyetimiz hayallerimizin sınavından biraz daha kirlenerek çıkıyordu...
Korkularımız o çok güvendiğimiz erdemlerimizden daha eski çıkıyordu...
Ve bir gün ansızın kayboldu... Telefonları kapalıydı... İşyerini aradım, birkaç gün önce ayrıldığını söylediler... Evine gittim. Kapıyı tanımadığım biri açtı... Başka bir kiracı taşınmıştı... Arkadaşlarını tek tek aradım... Hiçbiri onun nereye gittiğini bilmiyordu...
Günlerce beni araması bekledim... Aramadı... Söylediği gibi ardında hiç iz bırakmadan, ve ayrılık sözü etmeden çekip gitmişti...
Dünya sonsuz bir ıssızlıktı artık benim için... Giderken peşinden götürmüştü insanları, umutları, mevsimleri, hayalleri, acıları bile...
Sanki sadece o tanıyordu beni... Kim olduğumu bile alıp gitmişti...
Anladım, yüreğimin en saklı yerlerinde yalnızca onun eli dolaşmıştı...
Gizlediğim, sakladığım ne varsa alıp gitmişti...
Artık nereye dokunsam benliğim acıyordu, bu acıyı durdurmak için benliğimin bir başka benlikte erimesini istiyordum...
Ama benliğimi alıp da gitmişti...
Öylesine üşüyordu ki yüreğim, bu üşüme dinsin diye onun beni sevdiği gibi bende birini umutsuzca sevmek istiyordum...
Umutsuzca sevmemi bile alıp gitmişti....
Kimi geceler ansızın uyanıyorum... Gözlerinin o koyu sevdasıyla bakıyor yine... Bana, nereye gidiyorsun sevgilim, demesi için yavaşça kalkıyorum yataktan... Ama hiçbir şey söylemiyor... Bir boşluğa bakar gibi bakıyor bana...
Çok geç anlamışım... Meğer ben sadece onda yaşıyormuşum...
Yaşayan her şeyimi alıp da gitmiş...

cezmi ersöz
hüzün gözlü diyor ki:
ANCAK ÖLÜM BİZİ AYIRIR DİYORDUK SÖYLESENE HANGİMİZ ÖLDÜK??????
(DUDAKLARIMDA UÇSUZ BUCAKSIZ GÜLÜŞLER GÖZLERİMDEYSE HAYİN HÜZÜNLER SAKLIDIR)))
esila_tamara@hotmail.com
20-09-2008 08:44:44
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
rüyalar alemi Bayan
Mühürlü Kaderim

Üyelik tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 1,637
Rep Puanı: 1269 - Rep ver
Şehir: Adana
Ruh Halim: Soguk
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #2
RE: Cezmi Ersöz===ŞİZOFRENİN AŞK MEKTUBU
Çok geç anlamışım... Meğer ben sadece onda yaşıyormuşum...
Yaşayan her şeyimi alıp da gitmiş...
süperrrrrrrrrrrrrrrrrrr
20-09-2008 08:52:58
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
hüzün gözlü Bayan
Üye

Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 897
Rep Puanı: 798 - Rep ver
Şehir: Kocaeli
Ruh Halim: Seytani
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #3
RE: Cezmi Ersöz===ŞİZOFRENİN AŞK MEKTUBU
benim en çok sevdiğim yazısıdır
20-09-2008 08:56:55
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  hayaTa bir de BöyLe merhaBa de!... YALNIZLIK 2 84 11-10-2008 07:35:33
Son Mesaj: YALNIZLIK
  Cezmi Ersöz==BİLİYORUM BU YARA HİÇ KAPANMAYACAK... hüzün gözlü 4 84 20-09-2008 11:33:57
Son Mesaj: hüzün gözlü
  cezmi Ersöz===ANCAK BİR BENZERİM ÖLDÜREBİLİR BENİ hüzün gözlü 8 97 20-09-2008 09:23:03
Son Mesaj: hüzün gözlü
  Cezmi Ersöz Aşkta yarın yoktur sevgili... hüzün gözlü 2 84 20-09-2008 08:59:51
Son Mesaj: hüzün gözlü
  Cezmi Ersöz=== HAYALET hüzün gözlü 2 67 20-09-2008 08:55:25
Son Mesaj: hüzün gözlü
  Şehit Analarının Basın'a Tokat Gibi Mektubu! TERİANA 0 114 30-08-2008 16:41:13
Son Mesaj: TERİANA
  Tüfek Bozuk Değil Aslanım Senin Elin Kopmuş TERİANA 3 78 30-08-2008 16:36:01
Son Mesaj: own_love
  Bir Sevgili Eylemiyle Alone Girl 0 66 15-07-2008 13:42:24
Son Mesaj: Alone Girl
  Bugün Bir Parantez Açalım Hayata... Eftelya 2 111 10-07-2008 08:00:21
Son Mesaj: bzeyagmur
Wink kalp hırsızı (mutlaka okuyun güsel bi yazı) gamze92 10 272 02-06-2008 07:59:32
Son Mesaj: gamze92
  insanlar nasıl aşık oluyorlar? tugce23 7 286 21-05-2008 08:52:26
Son Mesaj: tatlı_kızz
  Kazanmak.. ama nasıl.? ( nur ) 3 56 21-05-2008 07:36:07
Son Mesaj: ( nur )
  Hoşgeldin Bize Sevgili Pişmanlık.... kırçiçegi 6 286 02-05-2008 10:11:22
Son Mesaj: kırçiçegi
  Senin olmadığın anlarda körüm sağırım artık esmer afacan 0 76 02-05-2008 06:29:56
Son Mesaj: esmer afacan
  Senin Dünyan Hangisi ? TERİANA 9 96 01-05-2008 05:31:42
Son Mesaj: esmer afacan

Forum Atla:

İletişimGönülçelen.NetYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi
1 2 3 64 131 266 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 286 283 284 285 287 288 289 290 291 292 293 262 264 267 263 294 295 296 297 298 4 255 256 5 6 7 251 8 71 260 75 72 73 74 76 77 78 79 80 81 82 83 84 9 10 12 14 13 17 18 16 236 11 15 19 20 21 42 43 44 45 55 28 22 27 95 31 30 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 63 233 52 103 234 248 46 48 125 47 49 50 261 85 86 87 88 89 90 91 141 23 24 25 129 133 132 134 26 253 100 220 232 235 92 29 110 93 96 94 97 98 99 126 128 101 65 66 67 68 69 70 130 146 147 148 149 150 151 212 213 214 209 221 222 223 224 225 226 117 118 119 120 121 122 123 124 102 104 105 106 107 108 109 145 111 112 113 114 115 116 127 56 57 58 59 60 61 62 51 53 54 252 185 186 210 187 211 188 215 216 217 218 219 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 230 231 152 184 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 178 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 179 180 181 182 183 227 237 243 238 239 240 241 242 244 245 246 247 250 142 143 f1 f2 f3 f64 f131 f266 f268 f269 f270 f271 f272 f273 f274 f275 f276 f277 f278 f279 f280 f281 f282 f286 f283 f284 f285 f287 f288 f289 f290 f291 f292 f293 f262 f264 f267 f263 f294 f295 f296 f297 f298 f4 f255 f256 f5 f6 f7 f251 f8 f71 f260 f75 f72 f73 f74 f76 f77 f78 f79 f80 f81 f82 f83 f84 f9 f10 f12 f14 f13 f17 f18 f16 f236 f11 f15 f19 f20 f21 f42 f43 f44 f45 f55 f28 f22 f27 f95 f31 f30 f32 f33 f34 f35 f36 f37 f38 f39 f40 f41 f63 f233 f52 f103 f234 f248 f46 f48 f125 f47 f49 f50 f261 f85 f86 f87 f88 f89 f90 f91 f141 f23 f24 f25 f129 f133 f132 f134 f26 f253 f100 f220 f232 f235 f92 f29 f110 f93 f96 f94 f97 f98 f99 f126 f128 f101 f65 f66 f67 f68 f69 f70 f130 f146 f147 f148 f149 f150 f151 f212 f213 f214 f209 f221 f222 f223 f224 f225 f226 f117 f118 f119 f120 f121 f122 f123 f124 f102 f104 f105 f106 f107 f108 f109 f145 f111 f112 f113 f114 f115 f116 f127 f56 f57 f58 f59 f60 f61 f62 f51 f53 f54 f252 f185 f186 f210 f187 f211 f188 f215 f216 f217 f218 f219 f189 f190 f191 f192 f193 f194 f195 f196 f197 f198 f199 f200 f201 f202 f203 f204 f205 f206 f207 f208 f230 f231 f152 f184 f153 f154 f155 f156 f157 f158 f159 f160 f161 f162 f163 f164 f165 f166 f178 f167 f168 f169 f170 f171 f172 f173 f174 f175 f176 f177 f179 f180 f181 f182 f183 f227 f237 f243 f238 f239 f240 f241 f242 f244 f245 f246 f247 f250 f142 f143
Sivas Msn Adresleri Msn Nickleri