Çığır Açan Bilim Adamları BASLATBedava ödev indir, ödev yükle, okul ödevleri, tez, ödev kapakları, ödev kaynakları, ücretsiz ödev indir, odev indir, ödevi indir, ödevini indir, free beles ödev siteleri, kitap özetleri öss odevi matematik, türkçe, edebiyat, fizik, kimya, geometri, sorular

Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çığır Açan Bilim Adamları
Yazar Mesaj
YALNIZLIK Bayan
ßizi satnLarı ßizßeL$e veririz
********
Administrator

Üyelik tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 10,075
Rep Puanı: 5304 - Rep ver
Şehir: İstanbul
Ruh Halim: Mesgul
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #1
Exclamation Çığır Açan Bilim Adamları
Mimar Sinan


Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı.

Sinan’ın mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar Halep’ Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz. e Hüsreviye Külliyesi, Gebze’ Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz. e Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve İstanbul’ Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz. a Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesi’dir.

Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, O’nun sanatının gelişmesini gösteren basamaklar gibidir. Bunların ilki, Şehzadebaşı Camii ve Külliyesidir. Külliyede ayrıca imaret, tabhane (mutfak), kervansaray ve bir sokak ile ayrılmış medrese bulunmaktadır.

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Yirmiyedi metre çapındaki büyük kubbe, zeminden itibaren tedricen yükselen binanın üzerine gayet nisbetli ve ahenkli bir şekilde oturtulmuştur. Sükûnet ve asaleti ifade eden bu sade ve ahenkli görünüşü ile Süleymaniye Camii, olgunlaşmış bir mimariyi temsil etmektedir.Sekiz ayrı binadan meydana gelen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Fatih’ten sonra şehrin ikinci üniversitesi olmuştur.

Mimar Sinan’ın en güzel eseri, seksen yaşında yaptığı Edirne Selimiye Camii’dir. Selimiye’nin kubbesi, Ayasofya kubbesinden daha yüksek ve derindir. 31,50 metre çapındaki kubbe, sekizgen şeklindeki gövde üzerine oturmuştur. Üç şerefeli ince minarelerine üç kişi aynı anda birbirini görmeden çıkabilmektedir.Sinan bu camiin ustalık eseri olduğunu ve bütün sanatını Selimiye’ Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz. e gösterdiğini belirtmektedir.

Osmanlı, kubbeyi bir Doğu mirası olarak almış, Akdeniz'de yıkamıştır. Türk tarihçileri Ayasofya'yı bir Bizans yapısı sayar, Süleymaniye'nin ona öykünmediğini göstermeye çalışırlar.

Sinan yalın kubbenin geometrik biçimini içerde ve dışarda en etkili kılacak düzenleri arar ve bulur. Temel strüktürel fik­rin güçlü ve katıksız mimari ifadesini yaratmak, onun yaşamı­nın temel mimari sorunu olmuştur. Bu çabanın sonucu, bütün yapıları için ortak bazı tasarım özelliklerinden söz edilebilir: Bunların başında kemer ve kubbe gibi eğri biçimlerin, insanla­rı belki de (ilksel) simgeselliklere uzanan geometrileriyle etkileyen varlıkları gelir. Büyük kubbeli yapılarında, ana kubbenin diğer mimari öğeler ve insan ölçüleriyle karşıtlaşan ,boyutsal ve görsel egemenliği, insan-kubbe ikileminin yarattığı gerilim­le bu yapılara heyecan verici bir içerik kazandırır.

Kubbe yapısının, tümülüsten ve ilkel konuttan başlayıp stu-pada, büyük mezar yapılarında ve anıtsal yapılarda devam eden ve giderek kubbeyi mekânın tek örtüsü haline getiren gelişimi, Sinan'ın elinde sonuçlanır. Morfolojik açıdan Sinan yapıları, son bir çözümlemede üç geleneksel yapı düzeni ve imgesini birleştiren sentezlerdir: Tromplu Sasanî ya da İslâm kubbesi, geç Roma mimarisinde ortaya çıkan çevre koridorlu kubbeli mekân ve bütün İslâm tarihi boyunca değişmeyen dikdörtgen bir alan olarak plânlanan cami. Cami mekânının değişmez pa­rametresi olan dikdörtgen plân, Sinan'ın yapı tasarımına örtü­den başlamasına olanak veriyor. Çünkü her tür örtü şemasını bir dikdörtgen ya da kare çevre içine yerleştirme olanağı var­dır. O dönemin kubbeli yapı simgeselliğinde, kubbeyle "Gök"ün ve sultanın varlığını görmek olasıdır.

Sinan'ın üslubu, kuşkusuz sadece kubbeye bağlı olarak ta­nımlanamaz. Tasarımda bir mimari öğeler hiyerarşisi kurul­muştur. Bu hiyerarşinin kurgusu içinde büyük kubbe, kubbeler, kemerler, revaklar, pencereler üslubun niteliğini büyük plânda saptayan diğer öğelerdir. Kaldi ki, o dönemin ikincil üslup öğe­lerini, mukarnas bezemelerini, sütun başlıklarını, kemer klişele­rini, silmeleri, korkulukları, çini kaplamaları, boyalı bezemeyi, ahşap işçiliğini eklemeden tümel tasarım tamamlanmıyor. Üs­lubun kimliği bu öğelerin varlıksal bütünleşmesiyle oluşmakta­dır. Fakat Sinan'ı yücelten sanat söyleminin ana teması, ondan önce ve sonra da var olan Osmanlı yapı geleneğinin ikincil ya­pı ve bezeme öğeleri değil, büyük mekânsal kompozisyonlardır

Mimar Sinan, gördüğü bütün eserleri büyük bir dikkatle incelemiş, fakat hiçbirini aynen taklid etmeyip, sanatını devamlı geliştirmiş ve yenilemiştir. Eserlerindeki sütunlar, duvarlar ve diğer kısımlar taşıdıkları yüke mukavemet edebilecek miktardan daha kalın değildir. Kullandığı bütün mimari unsurlarda bu hesap dikkati çeker.

Mimar Sinan aynı zamanda bir şehircilik uzmanıdır. Yapacağı eserin, önce çevresini tanzim ederdi. Yer seçiminde de büyük başarı göstermiş ve eserlerini, çevresine en uygun tarzda yerleştirmiştir.

Bilinen eserleri: 84 camii, 53 mescid, 57 medrese, 7 darülkurra, 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 5 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 saray, 8 mahzen, 48 hamam olmak üzere 364 adettir.

Mimarın çok sayıdaki eserini inceleyenler, Sinan’ın depreme karşı bilinen ve gereken tüm tedbirleri aldığını söylemekteler.Bu tedbirlerden biri, temelde kullanılan taban harcıdır.Sadece Sinan’ın eserlerinde gördüğümüz bu harç sayesinde, deprem dalgaları emilir, etkisiz hale gelir. Yine yapıların yer seçimi de ilginç. Zeminin sağlamlaşması için kazıklarla toprağı sıkıştırmış dayanak duvarları inşa ettirmiş.Mesela Süleymaniye’nin temelini 6 yıl bekletmesi, temelin zemine tam olarak oturmasını sağlamak içindir.

Mimar Sinan, yapılarında ayrıca drenaj adı verilen bir kanalizasyon sistemi de kurmuştur.Drenaj sistemiyle yapının temellerinin sulardan ve nemden korunarak dayanıklı kalması öngörülmüştür. Ayrıca yapının içindeki rutubet ve nemi dışarı atarak soğuk ve sıcak hava dengelerini sağlayan hava kanalları kullanmış. Bunların dışında yazın suyun ve toprağın ısınmasından dolayı oluşan buharın, yapının temellerine ve içine girmemesi için tahliye kanalları kullanmıştır. Buhar tahliye ve rutubet kanalları drenaj kanallarına bağlı olarak uygulamaya konulmuştur.

İşte Sinan’ın eserlerini inceleyen ve birçoğunu da restore eden Mimar Abdülkadir Akpınar’ın söyledikleri:

“Karşılaştığım bir özellikten dolayı gözlerime inanamadım. Sinan’ın eserlerinde en ufak bir çıktı ve desen dahi tesadüf değil. Renklere bile bir fonksiyon yüklenmiş. Çünkü yapıyı herşeyi ile bir bütün olarak ele almış. Bütün ölçülerini ebced hesabına göre yapmış ve bir ana temayı temel almış. Ölçülerini asal sayıya göre yapmış ve onun katlarını baz almış. İlmini din ile bütünleştirip mükemmel eserler ortaya koymuş. Örneğin SinanKur’an-ı Kerim’ Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz. e geçen “Biz dağları yeryüzüne çivi gibi gömdük...” ayetinden etkilenerek yapılarının yer altındaki kısmını ona göre inşa etmiş. Yapıları hislerine göre değil, matematiksel olarak oluşturmuş. Bugünün teknolojisi bile Sinan’ın yapmış olduğu bazı uygulamaları çözemiyor. Küresel ve piramidal uygulamalarının bir başka benzeri daha yok. Ama bunların hepsi estetik sağladığı gibi yapının sağlamlığını da pekiştirmiştir.

Marie Curie(Asıl Adı Marie Sklodowska)

(7 Kasım 1867 Polonya- Varşowa -4 Temmuz 1934 Fransa Savoy)
Polonya kökenli Fransız fizikçi.1903 Nobel Fizik ödüllü,1991 Nobel Kimya ödülü sahibi bilim kadını.Radyoloji biliminin kurucusu.
Polonyanın varşova kentinde doğdu.Ablası Brenya ile birlikte öğretmen anne -babanın eğitimi ile yetişti.Gençliğinde Varşova Rus yönetimi altında idi.Siyasi aktifliği Varşova'dan ayrılmasını gerektirdi.İlk olarak Cracow'a gitti.Orda istediği bilimsel eğitimi alamayacağını gördü.Ailesinin parasal desteğinin az olması sebebiyle Paris Sarbonne'da tıp eğitimi alan ablası Brenya'ya eğitiminde yardım etmeye karar verdi.Ablasıda karşılığında fizik ve matematik eğitimi alması için yardım edecekti.
1891 yılında Paris'e ablasının yanına gitti.İki yılda sınıfının birincisi olarak fizik derecesi aldı.1894 yılında ikinci deresi olan matemetiği de bitirdi.bir sonra ki hedefi öğretmenlik diploması alıp Varşowaya dönmekti.
1894 yılında kardeşi Jacqes ile birlikte piezoeletriği keşfedn Pierre curie ile tanıştı.1895 yılında evlendiler.bu tarihten itibaren Marie Marie Curie adını aldı.
1896 yılında öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra 1897 de daha önce Henri Becquerel'in duyurduğu,uranyum tuzlarının yaydığı,sonraları radoaktivite olarak adlandılacak olan ışın üzerine detaylı araştırmalara başladı.
1898 başalarında toryumunda bu ışınları yaydığını farketti.Bu arada Becquerel iki farklı urnayum mineralininde daha aktif olduğunu keşfetti.temmuz 1898'de Curie'ler yeni radyoaktif element olan ve uranyum bozunmasından ortaya çıkan polonyumu bulduklarını duyurdular.1898 de Fransız kimyacı Eugene demirçey'ın spektroskopi yöntemi ile tanımlanmasına yardım ettiği doğal radyoaktif element radyumu duyurdular.
Marie Curie 1903 yılşında doktorasını vererek fransada gelişmiş bilim alanında doktora unvanı alan ilkk kadın oldu.aynı yıl kocası ve Becquerel ile paylaştığı Nobel fizik ödülünü alarak,tarihte Nobel ödülü alan ilk kadın oldu.1908'de Sarbonnede ilk kadın profesör oldu.
1911 yılında radyum ve polonyum araştırılması ve keşfindeki katkılarından dolayı Nobel kimya ödülüne layık görüldü.1914 yılında Paris üniverstesinde radyum enstitüsü kuruldu Marie Curie ilk müdür olarak atandı.Varşowada radyum enstitüsünün kurulmasında önemli rol oynadı.Başkan Herber Hooverin kendisine vermiş olduğu 50.000 dolar ödülle Varşowada yeni kurulmuş olan labaratuvara radyum aldı.
1934 yılında Fransanın Sawoy kentinde kan kanserinden öldü.


RICHARD P. FEYNMAN

Kuantum Elektrodinamiği'nin (QED) babası ve Nanoteknoloji fikrini ilk olarak ortaya atan kişi. Hatta 1960'larda bunu ilk söylediği konferansta salonda bulunan bazı kişiler (bilimadamları dahi) alaycı bir tavırla gülümseyerek kendilerini dışarıya zor atmışlar. Los Alamos'ta Oppenheimer ve diğer bazı biliadamlarıyla birlikte Manhattan Project adıyla bilinen Atom Bombası çalışmalarında yer almıştır.
YALNIZLIK diyor ki:
سْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِي
...Ben beni bırakırsam,sen beni bırakma yarab...

Herkes Gülüşümü Görüyor
Kimse savaşımı görmüyor.
Herkes sesimi duyuyor
Düşündügümü kimse bilmiyor.
Herkes yazdiklarimi okuyor
Gözyaşlarimi kimse görmüyor.
Herkes beni tanidigini saniyor
Ama kimse benim kim oldugumu bilmiyor.
04-08-2007 17:08:18
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
Smile #aLaN SoRuSu#(CeVaP VeRiN BaKaLıM) soft1483 1 33 20-11-2008 23:26:49
Son Mesaj: soft1483
  Başarı Tutkusu Ve Açgözlülük ( Roger Frıtz Kitabından ) Papatya 0 95 07-06-2008 04:33:16
Son Mesaj: Papatya
  Konfüçyus'a Göre EğitimLi İnsan Eftelya 4 220 21-02-2008 18:37:44
Son Mesaj: fatihokudu

Forum Atla:

1 2 3 64 131 266 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 286 283 284 285 287 288 289 290 291 292 293 262 264 267 263 294 295 296 297 298 4 255 256 5 6 7 251 8 71 260 75 72 73 74 76 77 78 79 80 81 82 83 84 9 10 12 14 13 17 18 16 236 11 15 19 20 21 42 43 44 45 55 28 22 27 95 31 30 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 63 233 52 103 234 248 46 48 125 47 49 50 261 85 86 87 88 89 90 91 141 23 24 25 129 133 132 134 26 253 100 220 232 235 92 29 110 93 96 94 97 98 99 126 128 101 65 66 67 68 69 70 130 146 147 148 149 150 151 212 213 214 209 221 222 223 224 225 226 117 118 119 120 121 122 123 124 102 104 105 106 107 108 109 145 111 112 113 114 115 116 127 56 57 58 59 60 61 62 51 53 54 252 185 186 210 187 211 188 215 216 217 218 219 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 230 231 152 184 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 178 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 179 180 181 182 183 227 237 243 238 239 240 241 242 244 245 246 247 250 142 143 f1 f2 f3 f64 f131 f266 f268 f269 f270 f271 f272 f273 f274 f275 f276 f277 f278 f279 f280 f281 f282 f286 f283 f284 f285 f287 f288 f289 f290 f291 f292 f293 f262 f264 f267 f263 f294 f295 f296 f297 f298 f4 f255 f256 f5 f6 f7 f251 f8 f71 f260 f75 f72 f73 f74 f76 f77 f78 f79 f80 f81 f82 f83 f84 f9 f10 f12 f14 f13 f17 f18 f16 f236 f11 f15 f19 f20 f21 f42 f43 f44 f45 f55 f28 f22 f27 f95 f31 f30 f32 f33 f34 f35 f36 f37 f38 f39 f40 f41 f63 f233 f52 f103 f234 f248 f46 f48 f125 f47 f49 f50 f261 f85 f86 f87 f88 f89 f90 f91 f141 f23 f24 f25 f129 f133 f132 f134 f26 f253 f100 f220 f232 f235 f92 f29 f110 f93 f96 f94 f97 f98 f99 f126 f128 f101 f65 f66 f67 f68 f69 f70 f130 f146 f147 f148 f149 f150 f151 f212 f213 f214 f209 f221 f222 f223 f224 f225 f226 f117 f118 f119 f120 f121 f122 f123 f124 f102 f104 f105 f106 f107 f108 f109 f145 f111 f112 f113 f114 f115 f116 f127 f56 f57 f58 f59 f60 f61 f62 f51 f53 f54 f252 f185 f186 f210 f187 f211 f188 f215 f216 f217 f218 f219 f189 f190 f191 f192 f193 f194 f195 f196 f197 f198 f199 f200 f201 f202 f203 f204 f205 f206 f207 f208 f230 f231 f152 f184 f153 f154 f155 f156 f157 f158 f159 f160 f161 f162 f163 f164 f165 f166 f178 f167 f168 f169 f170 f171 f172 f173 f174 f175 f176 f177 f179 f180 f181 f182 f183 f227 f237 f243 f238 f239 f240 f241 f242 f244 f245 f246 f247 f250 f142 f143