Herşeye Rağmen - 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 (çoq Uzun Ama Muhakkak Okuyun Çoq Güsel ) -Merhaba!
Ayşe bir rüyadan uyanır gibi oldu bu sesle. Bankta yanına biri oturmuş ve ona selam vermişti!
-Merhaba, dedi O da.
-Okuduğunuz kitabı çok merak ettim. Yaklaşık bir saattir aynı sayfayı okuyorsunuz da...
Konuşacak halde değildi Ayşe!Kitabın kapağını çevirip gösterdi. "ÖLÜMÜ ÖZLEMEYEN AŞKI ANLAYAMAZ."
-Sence ölüm aşka kavuşmak mı? Aşkı yaşamak mı?, diye sordu Selim.
-Kavuşmadan yaşamak...
Bu iki kelime dudaklarından döküldükten sonra, artık gözyaşlarına hakim olamadı Ayşe...Kendini tutamıyordu,hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı! Öyle uluorta ağlamayı sevmezdi. Hatta kimsenin yanında ağlamazdı.Ama şimdi hiç tanımadığı birinin yanında, hem de bir parkın ortasında hıçkıra hıçkıra ağlıyordu işte!..
Selim de ne olduğunu anlamadan,şaşkın ve ne diyeceğinin bilmeden öylece bakakaldı.Yağmur da başlamıştı. Ayşenin gözyaşları mı daha hızlı düşüyordu toprağa, yoksa yağmur damlaları mı? Karar veremiyordu. Islanıyorlardı. Ama Selim, ne Ayşe'yi bırakıp gidebiliyordu ne de dönüp ona bişey söyleyebiliyordu. Halbuki ilk kez görüyordu onu...Buna rağmen yıllardır tanıyor gibiydi. Sonra cesaretini toplayıp:
-Gel!dedi. Şu karşıdaki kafeye gidelim. Hasta olacaksın.
Beraberce kalktılar banktan ve kafeye doğru yürümeye başladılar. Selim:
-Kitabın! Orda kaldı, dedi.
Ayşe dönüp şöyle bir geriye baktı. Sanki sadece kitaba değil de geçmişe, yaşadığı her şeye bakıyor gibiydi...
-Bırak kalsın, dedi. Ölüm gelinceye kadar aşk olmayacak artık!
Ve sessizce yürüdüler kafeye doğru...Selim "Büyük konuşuyor." diye düşünüyordu. Aşk bu !Belli mi olur ne zaman kiminle geleceği? Hem aşk sadece bir insana mı hissedilmeli? Kainatın yaradılış sebebi aşk değil mi? "Sen olmasaydın Habibim, alemleri yaratmazdım." demiyor mu Rabbimiz?
Ayşe ise düşünemiyordu bile...Gözyaşları hala akıyor ve hala aynı şeyi tekrarlıyordu içinden: "Neden? Neden? Neden?"
Herşeye Rağmen - 2
O gece hep Ayşe'yi düşündü Selim...Ve Ayşe'nin gözlerini..."Allah'ım!"diyordu. "Bir çift göz bütün duyguları nasıl bu kadar içten yansıtabilir? Sevgiyi, aşkı, hayal kırıklığını, nefreti, acıma hissini...Hiç konuşmasaydı bile, hiç birşey anlatmasaydı bile, sadece gözlerine bakarak, içinde kopan fırtınalardan haberdar olabilirdim."
O gün kafeye oturduklarında uzun bir sessizlikten sonra ilk önce Ayşe başlamıştı söze...Hayatın kendisi için çekilmez olduğu bir anda, yaşamanın bile anlamsız geldiği bir anda, karşısına O'nun çıkışını, O'nun varlığının hayatına nasıl anlam kattığını, O'nu düşünmeden geçen bir anının bile olmayışını, O'ndan uzak kalışını, ayrılışını, ayrı olsa bile O'nun da kendisini sevdiğini zannederek delice sevmeye devam edişini, gözlerindeki sevgi ışıltılarıyla anlatmıştı.
Sonra hüzün bulutları çökmüştü gözlerine...O'nun sevgisinin baştan beri bir yalandan, bir oyundan ibaret olduğunu öğrenişini, yıkılışını, çöküşünü, bitişini; önceleri O'na olan nefretini, sonraları ise böyle bir sevginin kıymetini bilmeyen bir insana duyduğu acıma hissini anlatmıştı.
Ve sonra mahcup bir eda ile: "Bunları size neden anlattığımı bilmiyorum. Sanki sizi yıllardır tanıyor gibiyim. Belki de bu histi anlatışımın sebebi..." demişti.
"Ben de seni yıllardır tanıyor gibiyim." dedi Selim. "Hem ikimiz de birbirimizi yıllardır tanıdığımıza göre bana SİZ demene gerek yok de mi?" O an minicik ve buruk bir gülümseme yayılmıştı Ayşe'nin dudaklarına...
"Ne kadar da güzel gülüyor" diye düşündü Selim...
"Ne oluyor bana böyle? O'ndan başka bir şey düşünemez oldum. Ayşe aklıma geldiğinde içimi saran bu sıcaklık da neyin nesi? Yoksa aşık mıyım O'na?
Yok canım! Ben öyle ilk görüşte aşka inanmam. Ufff! İnanmazdım ama aşığım işte! Bunu kendimden de O'ndan da saklamanın bir manası yok. Duygularımı en uygun zamanda söylemeliyim Ayşe'ye...Nasıl karşılar acaba? Nasıl bir tepki verir? Yaşadıklarından sonra bana hemen karşılık vermesini beklemiyorum zaten. Ama duygularımdan haberdar olsun. Söylemesem mi yoksa? Ama içime sığmıyor bu sevgi...Mutlaka söylemeliyim. Bakalım...Mevla görelim neyler,neylerse güzel eyler..."
Herşeye Rağmen - 3
Yine her zamanki gibi öğle arasında,iş yerinin karşısındaki parka gidip oturmuştu Selim.Herşey her zamanki gibiydi.Farklı olan tek şey kalbinin atışlarıydı.Gözleri Ayşe'yi arıyordu...Günlerdir görüşememişlerdi..Daha doğrusu Ayşe günlerdir ortalarda yoktu.Ne olmuştu acaba?Hasta mıydı?Yoksa bir daha hiç gelmeyecek miydi?
Kim olduğunu ,ne iş yaptığını,nerede oturduğunu,telefon numarasını ,hiç birşeyini bilmiyordu Selim....Çok özel şeyleri paylaşmışlardı...Ayşe hakkında hiç kimsenin bilmediği şeyleri biliyordu ama, işte,ona nasıl ulaşabileceğini bilmiyordu.Hiç sorma gereği de duymamıştı bunları...Çünkü onun için önemli olan tek şey Ayşenin kendisiydi.
"Yüreği bu kadar sevgi dolu biriyle daha önce hiç karşılaşmamıştım.Kendisini bu kadar üzen bir vefasıza karşı bile,ağzından tek kötü söz çıktığını duymadım.Hatta birgün "Onun için dua ediyorum."demişti bana."Allahın onu affetmesi ve doğru yolu göstermesi için dua ediyorum."Offfff!Nerdesin Ayşe?Artık içimde saklayamıyorum bu aşkı.Mutlaka söylemeliyim sana!Nerdesin?"
-Merhaba...Ne kadar da dalgınsın bugün.Hayırdır?
İşte gelmişti Ayşe!Selim ne diyeceğini bilemedi bir an.Ve...Konuşacak başka birşey de bulamıyordu.Gülümseyip susmakla yetindi.
Bir süre sessizce oturdular yanyana...Bu sık sık olurdu zaten.Bazen saatlerce ve sessizce otururlardı...Konuşmazlardı ama,beraber oturmak mutlu ederdi onları,rahatlatırdı...Garipti işte beraberlikleri...
Bu kez Ayşe sessizliği bozdu:
-Selim!Bana anlatmak istediğin bişeyler mi var?
-Evet, dedi Selim...
-O zaman seni dinliyorum.
-Ayşe!Yıllar önce senin yaşadığına benzer bir olayı ben de yaşadım.Ve o günden sonra,yıllarca bütün güzel duygularımı kaybetmiş gibi yaşadım.Hiç kimseye karşı hiç bişey hissedebileceğimi sanmıyordum.Saklamıştım herşeyi...Sırtımda bir heybe vardı ve onun içine atıyordum bütün güzel duyguları...Onları paylaşabileceğim hiç kimse çıkmadı karşıma.Sırtımdaki heybe gittikçe ağırlaştı...Belimi bükmeye başlamıştı artık...Taşıyamıyordum...Ve...
Durakladı Selim..Söyleyip söylememekde hala tereddütlüydü.Hemen karşılık beklemiyordu elbette ama...
-Evet.Ve...dedi Ayşe.
-Ve...Birden sen çıktın karşıma...Ben bu heybeyi senin kucağına bırakıyorum artık.Ben seni çok seviyorum Ayşe!Yıllarca fırtınalı bir denizdeki,küçük bir gemi gibi ordan oraya sürüklendim durdum.Hep sığınacak bir liman aradım.İşte o liman sensin Ayşe!..Biliyorum,benden önce başka bir gemi vardı o limanda!...
- O gemi battı,dedi Ayşe...Ve limana yanaşırsan, o geminin enkazı seni yaralayabilir.Ben sana hiç bir şekilde zarar vermek istemem...Sen benim en zor anımda yanımda olan,kimseyle paylaşamadığım şeyleri paylaştığım,sırdaşımsın,dostumsun...Ve hep böyle kalmanı diliyorum...
-Anlıyorum,dedi Selim.Senden hemen bir karşılık beklemiyorum zaten.Biliyorum yaşadıkların çok taze şu an.Ama zamanla geçecektir herşey,her acı unutulur...Ve...Ben seni bekleyeceğim...
Herşeye Rağmen - 4
O gün hava yağmurluydu. Bu yüzden parkın karşısındaki kafede buluşacaklardı. Selim biraz geç kalmıştı. Uzaktan gördü Ayşe'yi...Her zamanki gibi cam kenarındaki masada oturmuştu. Telefonla konuşuyordu. Selim içeri girdi ve oturdu:
-Kusura bakma canım, geciktim biraz.
Ama Ayşe'de ses yoktu. Rengi bembeyaz olmuştu.
-Hayrola, dedi, Selim. Telefonla konuşuyordun, kötü bir haber mi aldın yoksa?
-Arayan O idi, dedi Ayşe.
Selim bu sözü duyunca üzerine tonlarca yük binmiş gibi hissetti kendini. Zoraki "Ne istiyormuş?" diye sorabildi. Ayşe:
-Benden bir türlü vazgeçemediğini, beni unutamadığını, benden ayrı kaldığı bu süre içinde beni ne kadar çok sevdiğini anladığını falan söyledi.
-Peki sen ne dedin?
Ayşenin gözlerinde şimşekler çaktı bir anda...
- Ne dememi bekliyorsun? Elbette ki ona inanmadığımı ve asla inanmayacağımı, bir daha da beni kesinlikle aramamasını söyledim.
-Peki neden bu kadar durgunsun? Neden bu kadar etkilenmiş görünüyorsun?
-Selim! Neler yaşadığımı biliyorsun...O bir yalancı da olsa, benim ona karşı hissettiğim herşey gerçekti. Hissettiğim, yaşadığım aşk gerçekti...Evet, senin de söylediğin gibi layık olmayan birine verilen duygular zayi olur. Tüm duygularım zayi oldu ve onunla birlikte gömüldü gitti...Ama bugün sesini duymak yaşadıklarımı hatırlattı bana...Tüm iyi ve kötü yönleriyle...
"Hala onu seviyor! Hala onu seviyor! "diye düşündü Selim!...Birden içini büyük bir öfke kapladı. Ayşe'ye baktı sert sert...
-Bak Ayşe, dedi...Sen kırılmış bir çiçektin seninle ilk karşılaştığımızda...Ben seni iyileştirmeye çalıştım. Toprağını değiştirdim, sevgimle suladım, etrafındaki zararlı otları temizlemeye çalıştım. Bunca zaman hiç karşılık beklemeden sevgimi verdim sana...Ama sen hala bana eski bahcevandan ve onu ne kadar çok sevdiğinden bahsediyorsun. Unutma! Ben insanüstü bir varlık değilim. Ben seni delicesine seviyorum, aşığım sana...Ama sendeki yerim nedir? Senin hayatında kimim ben? Senin için neyim? Artık bu soruların cevabını almak istiyorum. Ve ...Sen içinde bu soruları cevaplayana kadar, en iyisi artık görüşmeyelim...
-Selim,bendeki yerini çok iyi biliyorsun sen! Sen benim dostumsun, sırdaşımsın...
-Ama benim istediğim sadece bu değil! Bak nerdeyse bir yıl oldu tanışalı...Sabırla bekliyorum seni...Ama bunca zamandan sonra sen hala ondan bahsediyorsun bana...Artık hayatında taşlar yerine oturmalı öyle değil mi? Tüm duygularından emin olduğun zaman beni ararsın görüşürüz. Şimdilik hoşçakal...
Bunları söyledikten sonra Ayşe'nin ne diyeceğini beklemeden çekip gitti Selim...Ayşe öylece kalakaldı orda! Sadece içinden "Evet sen de insanmışsın.Melek değilmişsin." diye geçirdi.
Bardaktan boşanırcasına yağıyordu yağmur...Sokaklarda kimseler yoktu...Ayşe ise yağmurun farkında bile değildi...Gözlerindeki hüzün bulutları gökyüzündeki bulutları görmesine engeldi sanki...Yavaş yavaş evine doğru yürümeye başladı...
Herşeye Rağmen - 5
Günlerdir Ayşe'den hiç bir haber alamamıştı Selim...O gün daha kafenin kapısından çıkar çıkmaz yaptığına pişman olmuştu ama, artık taşlar yerine oturmalı diye düşünüyordu. Ayşesiz geçen her gün acı veriyordu ona...Kaç kez telefonu eline aldı ve kaç kez geri bıraktı. Bu yaptığından sonra, Ayşe'nin aramasını beklemeliydi.
"Nasıl söyledim o sözleri? Zaten o telefon konuşması allak bullak etmişti canımı...Neden yaptım ki böyle bir şeyi? Offff! Ayşe ara artık beni!"
Kafede yoktu!..Parkta yoktu!..Çalıştığı yere gitmeye ise Selim'in cesareti yoktu...
Bir hafta geçmişti işte!"Ne kadar doldurmuş dünyamı..."diye düşündü Selim. "Onsuz kendimi anlamsız hissediyorum...Bir boşluktayım sanki...O kadar özledim ki...Sesini,bakışını,gülüşünü..."
Telefonu çalmaya başladı o an! Baktı,Ayşe arıyordu...Kalp atışları hızlandı Selim'in...Arıyordu işte! Ne diyecekti acaba?Ya kötü birşey söylerse...
-Efendim!
-Merhaba Selim!Nasılsın?
-Merhaba canım!İyiyim sağol,sen nasılsın?
-Ben...İyi olmaya çalışıyorum...
İçi acıdı birden Selim'in...Halbuki kendi kendine söz vermişti...Ayşe'yi hiç üzmeyecekti. Ona yaşadığı üzüntüleri, hayal kırıklıklarını unutturacaktı. "Ona benden hep güzellikler gidecek. Söz veriyorum Allahım!." demişti. Şimdi ise Ayşe onun yüzünden kendisini kötü hissediyordu...
-Selim, dedi Ayşe...Ben yıllık iznimi aldım. 20 günlüğüne memlekete gidiyorum. Döndüğümde aradığın soruların cevabını bulmuş olarak görüşürüz Allah nasip ederse...Seni terminalden arıyorum. Birazdan otobüsüm kalkacak. Hakkını helal et!...
Dondu kaldı Selim...Ne söyleyeceğini bilemedi bir an. Sonra kendini toplamaya çalıştı.
-Helal olsun birtanem! Canım,seni çok sevdiğimi sakın unutma olur mu? Seni üzdüğüm için inan günlerdir kendime kızıp duruyorum.
-Bunları döndüğümde konuşuruz! Şimdi gitmeliyim, otobüsüm kalkıyor...Hoşçakal Selim...
-Hoşçakal canım. Seni seviyorum...
-Ben de seni...
Ve gidiyordu işte!...Yoksa onu kaybediyor muydu? Yok canım! Öyle olsa veda edişi farklı olurdu! 20 günlüğüne gidiyordu sadece...Sonra kafasını toplamış, dinlenmiş ve neşesi yerine gelmiş olarak dönecekti inşaallah...Hem arada telefon ile de konuşurlardı.
Günler geçmek bilmiyordu...Hayat anlamını yitirmişti sanki...Çok özlemişti Ayşe'yi çook. Acaba neden telefonu hep kapalıydı?Belki herşeyden uzak kalıp kendini tam toplamak istiyordu..."Biraz daha sabır, az kaldı." diye düşündü.
20 gün dolmuştu nihayet! Ayşe ya gelmek üzereydi ya da gelmiş olmalıydı...Telefonu her çaldığında kalbi heyecandan hızla atmaya başlıyordu...İşte yine çalıyordu telefonu...Tanımadığı bir numaraydı.
-Efendim..
-Merhaba! Ben Ayşe'nin kızkardeşiyim.Adım Büşra...Siz de Selim Beysiniz değil mi?
-Evet! Ben Selim...Tanıştığımıza memnun oldum Büşra...
-Selim Bey! Ayşe ablamın evini toplamak için gelmiştik. Burda size verilmesi gerektiğini düşündüğümüz bir emanet var. Yarın sabah 9'da Ayşe ablamla her zaman buluştuğunuz parkta görüşebilir miyiz?
-Elbette! Ayşe yanınızda değil mi?Yarın o gelmeyecek mi?
-Bunları yarın konuşuruz inşaallah...Görüşmek üzere...Hoşçakalın...
-Güle güle...
Neydi bu şimdi?Ayşe nerdeydi?Dönmemiş miydi?Yoksa,yoksa herşey bitmiş miydi? Beynini kemirip duruyordu sorular...Nasıl sabah olacaktı bugün?...
Herşeye Rağmen - 6
Yarım saat öncesinden parktaydı Selim...Yerinde duramıyordu...Kalbi daralıyordu. Hem Büşra'yı nasıl tanıyacağını da bilmiyordu. Her zaman oturdukları parka oturdu. Ayşe ile karşılaştığı ilk gün geldi gözlerinin önüne...Ve onunla burda yaşadığı iyi kötü her şey...
-Günaydın! Ben Büşra...
-Günaydın, dedi Selim. Gözleri Ayşe'yi aradı ama yoktu Ayşe...Gelmemişti işte!
-Ablamın evindeki resimlerden tanıdım sizi, dedi Büşra. Sonra elindeki iki ayrı defteri Selim'e uzattı.
-Bunlardan biri size yazılmış. Diğerinin yazıldığı kişiye ait telefon, adres, hiç bişey bulamadık. Ve onu da size vermeyi uygun gördük...
Selim bu olanlara bir türlü anlam veremiyordu. Defterleri aldı, şöyle bir karıştırdı. Ayşe'nin yazısıydı bu...Günlük tutmuştu...Birinde hep Selim'den bahsediyordu, diğerinde ise o vefasızdan...Onun için yazdığı günlüğün son sayfası dikkatini çekti. Şöyle yazmıştı Ayşe:
"Sana son kez yazıyorum...Seni kalbimden kazıyorum...Bu bana acı veriyor...Sevdamın kıymetini bilmediğin için bu yaralı kalbimle bile sana acıyorum...
Öyle bir depremle sarsıldı ki kalbim
Aşka dair her şey yıkıldı gitti
Ruhumu bu aşkla çarmıha gerdim
Koptu hayatla tek bağım, bu sevda bitti
Özledim, bekledim, gelmedin, niye?
İnan ki gözlerim sana hasretti
Sevdiysen sen de hasret çek diye
Vuslatsız, ümitsiz, bu sevda bitti
Neden duygularımla oynadın neden?
Sevmezken seviyorum demen nedendi?
Gözyaşlarımla tek tek düştün gözümden
Gözün aydın olsun bu sevda bitti
Ölümü özledim senin yüzünden
Özlemin ruhumda bir hançer idi
Zannederdim aşkın gelir özünden
Meğerse yalanmış, bu sevda bitti
Hani söz vermiştik yalansız aşka
Hani bu aşk yaşadıkça sürerdi
Sözler aynıymış ama niyetler başka
Muradına er diye, bu sevda bitti
Bedenim hasretinle yandı da yandı
Bu sevda ruhumu közde eritti
Demek söylediğin herşey yalandı
Doğruya varmak için bu sevda bitti
Virane şimdi gönül bağım
Bağbanım gitti
Koptu hayatla tek bağım
Bu sevda bitti..."
Selim'in içindeki sıkıntı gitgide büyüyordu.Acaba bana en son ne yazmış diye düşündü.Açtı ve okumaya başladı.
"Sevgili dostum,
Seni o kadar çok özlüyorum ki anlatamam. Sana çok alışmışım da farkında değilmişim. Meğer seni ne çok seviyormuşum ben...Nasıl sevmeyeyim ki...En zor anlarımda sen vardın yanımda...Kimseye anlatamadığım şeyleri seninle paylaştım ben. Bana karşı hep sevgi doluydun şefkatliydin. İnan kendimi senin yanında çok güvende hissediyordum. Fırtınada sığındığım bir koydun sanki...Kendimi yağmurda ıslanmış, gideceği yeri olmayan küçük bir kedi yavrusu gibi hissettiğim bir gün çıktın karşıma...Beni aldın şefkatli ellerinle, kalbinin sıcaklığı ile ısıttın. Sevgiyle sarıp sarmaladın. Ölmek üzereyken yeniden can oldun bana. Canımdın...Canımsın...
Biliyor musun dostluk aşktan öteymiş. Bunu seninle öğrendim ben...Aşktaki kırgınlıklar bir ömür boyu sürermiş. Aşkta gurur varmış, aşkta beklenti çokmuş, aşkta fedakarlık yokmuş...Ama dost kırılsa da üzülse de küsse de yine dosta dönermiş...Dost dostun karanlığında hiç sönmeyen bir fenermiş...Dost,dostunu hiç karanlıkda bırakmazmış...Acı içinde bırakıp gitmezmiş. Dost,dinlerken acı çekse de yine dostunu dinlermiş...Bunları sen öğrettin bana...
Anlaşılmak, paylaşmak...Belki dünyadaki en önemli iki duygu...İkisi de çok güzel.Seninle paylaştım herşeyimi ve sen beni anladın...Hak verdin bana..Hatalarımı da gösterdin bu arada...Benim için uğraştın üzüldün kırıldın...
Düşünüyorum da birtanem...Ben bunlara değecek bir insan mıyım acaba? Senin bu sevgine ilgine, fedakarlığına layık mıyım ben?Yoksa, acaba,arada talı-sert eleştirilerinde söylediğin gibi çok mu bencilim? Benim sana bunca zamandır ne faydam oldu? Neydi seni bana bağlayan? Ne bulmuştun bende?
Aynı şarkıları dinledik seninle, aynı şiirleri, aynı kitapları okuduk...Aynı şeylere güldük ve hep aynı şeyler ağlattı bizi...Biz olmak, biz diyebilmek...Bu birliktelik ne güzel Allahım...
Senden ayrı kalmak zor...Ama,sanki, ayrı kaldıkça içimdeki sevgi büyüyor. Seni özledikçe, seni ne kadar çok sevdiğimi daha iyi anlıyorum sanki..."İnsan sevdikleriyle beraberdir." diyor iki cihan güneşi (s.a.v.)Artık görüşemesek de, inşaallah cennette görüşmek ümidiyle!...Hoşçakal dostum...SENİ ÇOK SEVİYORUM..."
Selim:
-Bunun anlamı ne? diye sordu Büşra'ya.
-Ayşe nerede? Neden kendi gelmedi?
Büşra artık gözyaşlarını tutamıyordu...Ve Selim'i yıkan son sözleri söyledi hıçkırarak:
-AYŞE ABLAMI 20 GÜN ÖNCE TRAFİK KAZASINDA KAYBETTİK....
;-(;-(;-(;-(;-(
Yazının Devamı İçin Tıklayın
Konuyu Yollayan: SusquN
Okunma Sayısı: 475
Yorum Sayısı: 14
Eklenme Tarihi: 08/04/2008
Kategorisi: Aşk Hikayeleri
