Hiç görmeden BASLATaşk, sevgi, romantizm, şiirleri, yazıları, resimleri, yazısı, fotoğrafları, mesajları, kitapları, sözleri, eserleri, sms, smsleri

Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hiç görmeden
Yazar Mesaj
Alone Girl Bayan
||~~мüнüяℓü кα∂єяιм~~||
*****
Yönetici

Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 5,525
Rep Puanı: 4710 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Arsiz
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #1
Hiç görmeden
Hiç görmeden

Işıkların bütün berrak parıltılarına rağmen içlerinde bir küskünlük taşıdığı, akşam yağmurlarının aniden bastırdığı bu sonbahar günlerinde beni yalnızlaştırıp kederlendiren, adını koyamadığım tuhaf bir şey var.

Anlatması zor aslında.

Garip ve derin bir özlem duyuyorum ama özlediğim insanın bir adı, bir yüzü yok, bu özlem beni öylesine korkutuyor ki sahibini bulmaya, tanımaya, ona bir beden, bir koku vermeye çekiniyorum, camdan bir kuyuya düşer gibi ellerimi geçirecek bir pürüz bile bulamadan bu özlemin derinliklerine doğru kayarken gözlerimi kapatıyorum.

Pencerelerin inanılmaz derecede ışıklı, odaların ise serin ve gölgeli olduğu bu zamanlarda hiçbir yerde durmak istemiyorum, huzursuz bir gitme arzusu sarıyor beni ama nereye gideceğimi de bilmiyorum, gitmek istediğim yerin de bir adı yok ve gitmek istediğim yer birden zihnimde aydınlanıverecek, aniden her şey kararacak ve sanki o yer bir tiyatro sahnesi gibi karanlığın içinde kendi ışıklarıyla tek başına duracak diye ürperiyorum... O yeri bir kere görürsem oraya gitmemem mümkün olmayacak çünkü.

Hissettiğim yalnızlık ise ömür boyu bildiğim bir yalnızlık ve o hep aynı görüntüye sahip; bütün öğrencilerinin gittiği, sınıflarının boşaldığı sessiz bir okulun uzun taş koridorlarında bir akşam üstü yalnız başına pencereye dayanıp duran bir oğlan çocuğunun yalnızlığı bu, koridorlar mazot, lizol ve diş macunu kokuyor; yalnızlığımın nedeni ne olursa olsun duygusu ve görüntüsü hep bu, hep aynı saat, hep aynı gölgeleri uzamış akşamüstü, hep aynı boş sınıflar, hep aynı sessizlik, hep aynı koku.

Bu derin özlem, büyük bir okulda bırakılmış çocuğun yalnızlığına kelepçeleniyor, çaresizleşiyor, güçsüzleşiyor, üzülüyorum.

Üstelik hiçbir tesellisi olmayan bir üzüntü bu.

Nedeni yok çünkü.

İçine mavi bir ışığın hapsedildiği keskin bir kristal gibi duran gökyüzünden, Göztepe’nin arka sokaklarına, apartmanların minik bahçelerine, inatla açan güllerine, soluk bir pembelikle büyüyen narlarına, portakal ağaçlarına, yol kenarlarındaki akasyalara yansıyan o parlak ve hüzünlü aydınlıkla çoğalacak, yaşadığım sürece benimle dolaşacak bu terkedilmişlik duygusu beni terk etmeyecek.

Yüzü, sesi, bedeni, kokusu olmayan birini özleyebilir mi insan?

Acıklı bir soru bu biliyorum.

Böyle bir şeyin olamayacağını düşündüğünüzü de biliyorum.

Ama olabilir bu.

İnsanların hoyratlığı yüzünden, "kötü sevişmelerle" hırpalanmış bir sokak orospusu gibi aşağılanıp eskitilen "aşk" sözcüğünün üstünde biriken tozları sildiğiniz vakit altından çıkacak olan o görkemli ve karmaşık duygu, derinliğinde o kadar çok sır ve sürpriz saklar ki şaşarsınız.

"Ölüm ve hayat" uçlarını birbirine bağlayan, onları birbirinden kopmaktan alıkoyan, ikisine de anlam katan ve ölümü de hayatı da bir saçmalık olmaktan kurtaran tek duygudur belki de.

Eğer bu dünyayı yaratan bir güç varsa, onun kudreti ne hayatta ne ölümde çıkar ortaya, onun olağanüstü yaratıcılığı böylesine bir duyguyu yaratabilmesinde, evrenin nerdeyse bütün kaosunu ve esrarını tek bir duygunun içine yerleştirebilmesindedir.

Her seferinde yeni ve bilinmez bir hikayeyle gelir karşınıza.

Bir çöl peygamberinin nefesini taşıyan ve yazdıklarına o nefesi üfleyen Halil Cibran, tam yirmi yıl boyunca, bir tek kez bile görmediği, bir tek kez bile sesini duymadığı, bir tek kez bile kokusunu koklamadığı bir kadına aşık olarak yaşamıştı.

Bir Arap entelektüeli olan, gazete yöneticiliği yapan, Mısır’ın sanatçılarını kendi salonunda toplayan May Ziyade ile sadece "mektuplardan" oluşan bir aşk yaşamışlardı.

Büyük bir ihtimalle "ilişki", Ziyade’nin Cibran’ın yazılarına duyduğu hayranlıkla başlamıştı.

Sonra yazışmaya başlamışlardı.

Harfler, sözcükler, cümleler birbirini hiç görmeyen iki insanı tutkulu bir biçimde birbirine bağlamıştı.

Hiç buluşmadılar.

Hiç karşılaşmadılar.

Ama aralarındaki "aşk", Cibran öldüğünde May’e "Hiçbir zaman bu kadar acı çekmemiştim, hiçbir kitapta bir varlığın bu kadar acı çektiğini, bu kadar büyük bir acıya katlanacak gücü bulacağını okumamıştım," dedirtecek kadar derindi.

Birbirlerine bu kadar tutkunken, birbirlerini bu kadar özlerken neden hiç buluşmadıklarını, neden birbirlerini görmek için çabalamadıklarını hep merak ettim.

Korktuklarını düşündüm.

Mektuplarını yazarken ruhlarını apaçık ortaya koyabiliyorlardı, neredeyse sınırsız bir özgürlükle her duygularını, her düşüncelerini söyleyebiliyorlardı, kıskanabiliyorlar, kavga edebiliyorlardı; onların ruhlarının önünde, ruhun yolunu kesecek, onu yolundan saptıracak, şaşırtacak bir beden yoktu, hiçbir yere, hiçbir tene sürtünmeden, eskimeden ilerliyordu.

Belki de bunu bozmaktan çekindiler.

Sadece zekalarının ışıltısıyla birbirlerini etkileyebileceklerini anladıktan sonra bedenlerinin, zekalarının o büyük çekiciliğine ayak uyduramamasından, arzularının, düşüncelerinin derinliğine ulaşamamasından korktular sanırım.

Özlediler birbirlerini.

Ümitsizce özlediler.

May Ziyade, bilmediğimiz mektuplarından birinde belki de bu korkuyu dile getirdiğinden Cibran onu ikna etmeye, korkusunu yatıştırmaya çalışan mektuplar gönderdi.

"Bana aşktan korktuğunu söylüyorsun, neden küçüğüm? Güneş ışığından korkuyor musun? Denizin gelgitinden korkuyor musun? Günün doğuşundan korkuyor musun? Baharın gelişinden korkuyor musun? Aşktan neden korktuğunu merak ediyorum. Sıradan bir aşkın beni memnun etmeyeceği gibi senin de sıradan bir aşktan hoşlanmayacağını biliyorum. Sen ve ben ruhtaki duyguları sınırlamakla asla doyuma ulaşamayız. Daha çoğunu istiyoruz biz, her şeyi istiyoruz."

Karşılaşsalar, aşkları "sıradanlaşır" mıydı?

Aşk sıradanlaşmaz, biter yalnızca.

Bitecek bir aşka "sıradan" gözüyle bakıyorlardı belki de.

Bitmesin istiyorlardı.

Hiç bitmesin.

May bazen korkuyor, bazen de aşkını açıkça yazıyordu.

"Aşkın eşlik ettiği yoksulluk ve sıkıntılar sevgisiz zenginlikten çok daha iyidir. Bu düşünceleri sana itiraf etmeye nasıl cesaret edebiliyorum. Tanrı’ya şükürler olsun ki bunları söylemeyip yazıyorum, çünkü şu anda burada olsan, hemen geri çekilip uzunca bir süre senden kaçarım ve söylediklerimi unutuncaya kadar da beni görmene izin vermem."

Karşılaştıklarında, kaçınılmaz olarak "bir kadın, bir erkek" olacaklardı, Cibran’ın peygamberce sözleri, May’ın derinlikli anlatımı yerini, onlara sıradan geldiğini sandığım "şehvete" bırakacaktı; o mektuplarda kendini gösteren ruhlar, birer beden kazanacaktı ve bedenin sınırları içine hapsolacaklardı.

Bu muydu acaba korkuları?

Peki, aşk korkar mı?

Korkmaz bence.

Onlar birbirlerini görmeden aşık oldukları için, aslında "eksik" bir aşk yaşadıkları için, o eksiklik korkuyla doluyordu, bunu gidermek için bazen bir aşığın yazamayacağı kadar parlak bir anlatımla yazıyorlardı.

"Güneş ufukta kayboldu, harika şekilli güzel bulutların arasından parlak tek bir yıldız belirdi, Venüs, Aşk Tanrıçası. Bu yıldız da bizim gibi aşk ve arzuyla dolu insanlar mı oturur acaba? Acaba Venüs de benim gibi mi ve kendi Cibran’ı mı var -kendi uzakta ama aslında çok yakında olan güzel varlık- ve acaba o da şu anda, ufukta titreyen alacakaranlıkta, alacakaranlığı karanlığın izleyeceğini ve karanlığı ışığın izleyeceğini ve günü gecenin izleyeceğini ve geceyi günün izleyeceğini ve sevdiğini görmeden önce bunun defalarca tekrarlanacağını bilerek ona mektup mu yazıyor. O zaman o da elindeki kalemi alacak ve karanlıktan, bir adın kalkanına sığınacak: Cibran."

Bir aşkın içine başka hangi duyguların sızdığını hiçbirimiz bilemeyiz; aşk herkes için aynı parlak alevli deliliktir ama her aşkın içine sızan duygular farklıdır, insandan insana, ilişkiden ilişkiye değişir.

Cibran bir yazardı.

Ve onların aşkı "yazıyla" ilerliyordu.

May, bir yazarın aşkını sadece yazının çekiciliğiyle ayakta tutmaya çalışmak gibi zor bir iş üstlenmişti ve büyük bir ihtimalle onun aşkına "iyi yazamamak, yazıyla yeterince etkileyememek" tedirginliği sızmıştı.

Cibran bir keresinde, "İkimiz de bütün becerileri, yetenekleri, bezemeleri ve düzenlemesiyle konuşma sanatını kullanma eğilimindeyiz. Sen de, ben de, dostlukla konuşma sanatının pek kolay uyum sağlayamadığını anlamak zorundayız. Yürek yalındır, May, yüreğin görüntüleri de temel şeylerdir, oysa konuşma sanatı sosyal bir araçtır. Bu nedenle konuşma sanatından yalın konuşmaya dönme konusunda anlaşalım mı?"

Bence, aralarındaki mektuplaşmada "aşkı" en çok dile getiren mektuplardan biriydi bu.

Gösterişsiz, süssüz, karşısındakini en yalın, en çıplak haliyle görmek isteyen sade satırlar.

Bunu pek başaramadılar.

Eğer Cibran’ın istediği bu yalınlığa ulaşsalar, sadece bir ruh, sadece bir zeka olmak tutkusundan kurtulabilseler, bu sadelik içinde ruhları kaçınılmaz olarak bir bedene ihtiyaç duyacaktı o zaman; iki ruhtan iki insana dönüşecekler, aşkı sevişmeden kopartmayacaklardı.

Belki yirmi yıl sürmeyecekti ama sürdüğü kadarıyla muhteşem olacaktı.

Birbiriyle gizliden gizliye yarışan iki zeka, bedenin sıcaklığını ve şehvetin çılgınlığını da yanına alarak az rastlanır bir aşk yaratacaktı.

Buna cesaretleri yetmedi.

Yakıldığında görülmemiş kıvılcımlar, renkler, şekiller ortaya çıkartacak bir havai fişeği hiç yakmadan yıllarca ellerinde taşıdılar.

Taşıdıkları şeyin değerini biliyorlardı.

Ama yandığında ne olacağını hiç öğrenemediler.

Belki de bir kere yaktıklarında kaçınılmaz olarak tükeneceğini düşündüler.

Yüzünü, sesini, kokusunu bilmeden özlediler birbirlerini.

Birbirlerini görmeyerek bir aşka ihanet mi ettiler yoksa bir aşkı kendi arzularından bile mi korudular, bilemiyorum.

Şu küskün ışıklı sonbahar gününde, adını, yüzünü, sesini bilmediğim, kendi hayatımın girdabında varlığını dalgaların kapattığı, bazen yalnızca bir siluet halinde sezebildiğim isimsiz bir hayali özlerken bile onların aslında aşklarına "ihanet" ettiklerini düşünüyorum.

Ben kimi özlediğimi bile bilmiyorum ama onlar biliyorlardı.

Beğenilmemekten çekindiler herhalde.

Birbiriyle kaynaşan ruhlarını öksüz bıraktılar, bedensiz bıraktılar, şehvetsiz bıraktılar.

Bir hayal olarak kalmak istediler.

Sadece bir hayal.

Beğenilen bir hayal.

Soluk pembe narlar büyüyor, ani akşam yağmurları bastırıyor, ıssız koridorlarda başını pencereye dayayan çocuğun yalnızlığı günün keskin ışığında gösteriyor kendini, loş ve gölgeli odalarda duramıyorum, gideceğim yeri bilmiyorum, neyi, kimi özlediğimi bilmiyorum, cam bir kuyudan düşer gibiyim.

Bu keskin mavi ışık yerini yağmurlara bıraktığında ben kurtulacağım.

"Hiçbir zaman bu kadar acı çekmemiştim, hiçbir kitapta bir varlığın bu kadar bu çektiğini, bu kadar büyük bir acıya katlanacak gücü bulacağını okumamıştım," diyen May...

O, hiç kurtulamayacak.
Alone Girl diyor ki:
Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
(Bu Mesaj 29-06-2008 13:42:47 değiştirilmiştir. Değiştiren : Alone Girl.)
29-06-2008 13:33:47
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Esmer_Ketchup* Bayan
██████ ♥ ██████

Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 8,119
Rep Puanı: 6005 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Kederli
Durum: Dışarıda
Mesaj: #2
Cvp: Aşkta Yarın yokur Sevgili
Linkleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.

Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz. Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
Esmer_Ketchup* diyor ki:
Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
29-06-2008 13:35:44
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
sarı_ Bayan
ۧRU

Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 3,826
Rep Puanı: 2675 - Rep ver
Şehir: Kocaeli
Ruh Halim: Cesaretli
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #3
Cvp: Aşkta Yarın yokur Sevgili
önceden verilmişti bu Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
29-06-2008 13:36:13
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Alone Girl Bayan
||~~мüнüяℓü кα∂єяιм~~||
*****
Yönetici

Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 5,525
Rep Puanı: 4710 - Rep ver
Şehir: Ankara
Ruh Halim: Arsiz
Durum: Çevrimdışı
Mesaj: #4
Cvp: Hiç görmeden
ay lütfen kusura bakmayın acemiliğime verin Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz. düzenledim
Alone Girl diyor ki:
Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
29-06-2008 13:43:31
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Aşık Veysel'in Şiiri İncelenmesi thesiyahgece 0 28 25-12-2008 07:04:09
Son Mesaj: thesiyahgece
  DÜŞLERDE SEVDİM SENİ SÖYLEYEMEDİM. kutatgubilig 22 683 19-12-2008 15:48:24
Son Mesaj: sevgi92
  Yüzünü güneşe dönen insan güneş görmez GULEN GOZLUM 6 57 23-11-2008 16:39:49
Son Mesaj: GULEN GOZLUM
  Silahına Aşık Olursun ... B0ZB3Y 3 88 05-11-2008 17:52:09
Son Mesaj: diskopat
  BayraM nedir sizce? diskopat 1 92 11-10-2008 13:42:57
Son Mesaj: su.misali
  Mehmet Coşkundeniz=Sevdim İşte Ötesi Yok hüzün gözlü 0 175 20-09-2008 04:28:37
Son Mesaj: hüzün gözlü
  SENİ SEVİYORUM ve sonrası su.misali 1 112 13-09-2008 18:34:22
Son Mesaj: altincihis
  ERKEKLERİN KADINLARI MUTLU ETME SIRLARI KARAKIZ 3 89 08-09-2008 14:59:46
Son Mesaj: _ elone_
  Böyle sevdim seni... KanLı_Kontes 0 129 13-07-2008 07:19:45
Son Mesaj: KanLı_Kontes
  Bir tek seni unutamam... KanLı_Kontes 0 88 13-07-2008 07:18:29
Son Mesaj: KanLı_Kontes
  seni özlüyorum Alone Girl 3 242 29-06-2008 13:40:13
Son Mesaj: Alone Girl
  seni seviyorum merve005 6 408 12-06-2008 06:52:17
Son Mesaj: esmer afacan
Exclamation Çek Git İşine Sonbahar , Sevmem Ben Seni .. ( Köşe Yazısı ) Papatya 0 128 06-06-2008 05:39:19
Son Mesaj: Papatya
  seni sen gibi seviyorum esmer afacan 7 192 28-05-2008 07:02:41
Son Mesaj: esmer afacan
  insanlar nasıl aşık oluyorlar? tugce23 7 311 21-05-2008 08:52:26
Son Mesaj: tatlı_kızz

Forum Atla:

1 2 3 64 131 266 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 286 283 284 285 287 288 289 290 291 292 293 262 264 267 263 294 295 296 297 298 4 255 256 5 6 7 251 8 71 260 75 72 73 74 76 77 78 79 80 81 82 83 84 9 10 12 14 13 17 18 16 236 11 15 19 20 21 42 43 44 45 55 28 22 27 95 31 30 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 63 233 52 103 234 248 46 48 125 47 49 50 261 85 86 87 88 89 90 91 141 23 24 25 129 133 132 134 26 253 100 220 232 235 92 29 110 93 96 94 97 98 99 126 128 101 65 66 67 68 69 70 130 146 147 148 149 150 151 212 213 214 209 221 222 223 224 225 226 117 118 119 120 121 122 123 124 102 104 105 106 107 108 109 145 111 112 113 114 115 116 127 56 57 58 59 60 61 62 51 53 54 252 185 186 210 187 211 188 215 216 217 218 219 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 230 231 152 184 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 178 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 179 180 181 182 183 227 237 243 238 239 240 241 242 244 245 246 247 250 142 143 f1 f2 f3 f64 f131 f266 f268 f269 f270 f271 f272 f273 f274 f275 f276 f277 f278 f279 f280 f281 f282 f286 f283 f284 f285 f287 f288 f289 f290 f291 f292 f293 f262 f264 f267 f263 f294 f295 f296 f297 f298 f4 f255 f256 f5 f6 f7 f251 f8 f71 f260 f75 f72 f73 f74 f76 f77 f78 f79 f80 f81 f82 f83 f84 f9 f10 f12 f14 f13 f17 f18 f16 f236 f11 f15 f19 f20 f21 f42 f43 f44 f45 f55 f28 f22 f27 f95 f31 f30 f32 f33 f34 f35 f36 f37 f38 f39 f40 f41 f63 f233 f52 f103 f234 f248 f46 f48 f125 f47 f49 f50 f261 f85 f86 f87 f88 f89 f90 f91 f141 f23 f24 f25 f129 f133 f132 f134 f26 f253 f100 f220 f232 f235 f92 f29 f110 f93 f96 f94 f97 f98 f99 f126 f128 f101 f65 f66 f67 f68 f69 f70 f130 f146 f147 f148 f149 f150 f151 f212 f213 f214 f209 f221 f222 f223 f224 f225 f226 f117 f118 f119 f120 f121 f122 f123 f124 f102 f104 f105 f106 f107 f108 f109 f145 f111 f112 f113 f114 f115 f116 f127 f56 f57 f58 f59 f60 f61 f62 f51 f53 f54 f252 f185 f186 f210 f187 f211 f188 f215 f216 f217 f218 f219 f189 f190 f191 f192 f193 f194 f195 f196 f197 f198 f199 f200 f201 f202 f203 f204 f205 f206 f207 f208 f230 f231 f152 f184 f153 f154 f155 f156 f157 f158 f159 f160 f161 f162 f163 f164 f165 f166 f178 f167 f168 f169 f170 f171 f172 f173 f174 f175 f176 f177 f179 f180 f181 f182 f183 f227 f237 f243 f238 f239 f240 f241 f242 f244 f245 f246 f247 f250 f142 f143