Sen de gidiyorsun ya
Seni gülerken gördüm ateşlerin arasında bembeyaz.
Umutsuzluğuma inat dimdik bakışlarında sereserpe günüme doğdun.
Ne doğan ilk güneştin yüzüme sıcak,
Ne de ateşböceği gibi uçuşan gecelerimin parlaklığı
Ne de parmaklarımla işaret edip sabahladığım yıldızlarımdan biriydin.
Her kaybetmeye aday dostlarımın yolculuğundaki el sallayışlarım oldun.
İyi biliyorum el sallarken dost yüreğim senin umutlarına
Benim mevlit’lerim okunacak senin ayak seslerinde.
Hep saçıma ak düşsün dedim
Hep gözlerime gülüşler dem tutsun dedim
Sakalına resim çizebildiğim dedem,
Saçımı okşayan bir babam,
Koşarak kapıyı ardına kadar kapadığım bir odam,
Kendi şiirlerimi okuduğum sevgilim olmadı.
Ama sen hep sıcak ve hep yanıbaşımda
Anabildiğim anda rüyamda çağırmalarım,
Avazımın çıktığı kadar bağırabildiğim türkülerim,
Aşık olabildiğim yarim
Haccına yola çıktığım kabem gibi oldun.
Sen dostum oldun sen dost yüreğim oldun.
Sen hıçkırıklarımın sele suya boğulduğu yalnızlıklarımın denizi deryası oldun.
Sen gözlerine umutlarımı oya gibi işleyip efkarımı dağıttığım dağlarım.
Her yarına ses verecek dilim diloyum.
Dostlarıma peyderpey ıraklanışım
ve kimbilir kaç dünya olacak bizlerden oluşacak.
Ve kimbilir kaç dünyada çocuklarımız atlıkarınca oynayacak bizden habersiz.
Şekerin tadını bir buzukide belki balalaykada ya da bir kotoda tıkırdayacak senin gelişlerin
Birden sarılacağız birbirimize hasretlerimiz ağlayacak sevinçlerimize.
Sonra bir kadın şarkı bağıracak "sen Gittin ya oğlum" kısa boyu yanık
Yüreğiyle
Sen gittin ya oğlum...
Bu kaçıncı gidişler bu kaçıncı ayrılışlar artık bölünecek kadar cesur değilim.
Artık tükenişimin son mum yanışları belli de etmemeye çalışıyorum ama eriyorum ağlarken
Her yarına göremeyeceğim bir yıldız misali kayacaksın aniden ve görünmeden.
Bir ahım olacak bir de Bedduam böbürlenmeden.
Kaygısızca lakin Amansızca .
Kim bilir bu diyarı terk edecek son kule olacağım buluşacağım adrese Belki yine her zamanki gibi en son ben geleceğim
Ama bilin ki son savaşın son mızrağını atıp da geleceğim.
Kizawa diye bir kadın bağıracak son damat olmadan aşk için ölmeyi bekleyeceğim.
Ateşler üstünde yürürken sen .
Ben oruç tutar mıyım?
Sen uzaklarda bir türkü söylerken ben hacca gider miyim?
Sen bulut bulut aşk olmuşken uzak sisli ve baharsız uzaklarda bizden uzak.
Biz nasıl yağmur olur yağarız sana
Biz nasıl ağlarız sana umursuzca .
Ağlarsak senin yüreğinde ağlarız senin yüreğinde güleriz.
Sen de git yücelebildiğin bulutlara kadar git.
Bir dua okurken çocuk RAH lede ŞAH ın erdiği yerde kaybolacağız biz.
Ve rüyalarda dokunacağız birbirimize yıldan yıla.
Seni gülerken gördüm ateşlerin arasında bembeyaz.
Umutsuzluğuma inat dimdik bakışlarında sereserpe günüme doğdun.
Ne doğan ilk güneştin yüzüme sıcak,
Ne de ateşböceği gibi uçuşan gecelerimin parlaklığı
Ne de parmaklarımla işaret edip sabahladığım yıldızlarımdan biriydin.
Her kaybetmeye aday dostlarımın yolculuğundaki el sallayışlarım oldun.
İyi biliyorum el sallarken dost yüreğim senin umutlarına
Benim mevlit’lerim okunacak senin ayak seslerinde.
Hep saçıma ak düşsün dedim
Hep gözlerime gülüşler dem tutsun dedim
Sakalına resim çizebildiğim dedem,
Saçımı okşayan bir babam,
Koşarak kapıyı ardına kadar kapadığım bir odam,
Kendi şiirlerimi okuduğum sevgilim olmadı.
Ama sen hep sıcak ve hep yanıbaşımda
Anabildiğim anda rüyamda çağırmalarım,
Avazımın çıktığı kadar bağırabildiğim türkülerim,
Aşık olabildiğim yarim
Haccına yola çıktığım kabem gibi oldun.
Sen dostum oldun sen dost yüreğim oldun.
Sen hıçkırıklarımın sele suya boğulduğu yalnızlıklarımın denizi deryası oldun.
Sen gözlerine umutlarımı oya gibi işleyip efkarımı dağıttığım dağlarım.
Her yarına ses verecek dilim diloyum.
Dostlarıma peyderpey ıraklanışım
ve kimbilir kaç dünya olacak bizlerden oluşacak.
Ve kimbilir kaç dünyada çocuklarımız atlıkarınca oynayacak bizden habersiz.
Şekerin tadını bir buzukide belki balalaykada ya da bir kotoda tıkırdayacak senin gelişlerin
Birden sarılacağız birbirimize hasretlerimiz ağlayacak sevinçlerimize.
Sonra bir kadın şarkı bağıracak "sen Gittin ya oğlum" kısa boyu yanık
Yüreğiyle
Sen gittin ya oğlum...
Bu kaçıncı gidişler bu kaçıncı ayrılışlar artık bölünecek kadar cesur değilim.
Artık tükenişimin son mum yanışları belli de etmemeye çalışıyorum ama eriyorum ağlarken
Her yarına göremeyeceğim bir yıldız misali kayacaksın aniden ve görünmeden.
Bir ahım olacak bir de Bedduam böbürlenmeden.
Kaygısızca lakin Amansızca .
Kim bilir bu diyarı terk edecek son kule olacağım buluşacağım adrese Belki yine her zamanki gibi en son ben geleceğim
Ama bilin ki son savaşın son mızrağını atıp da geleceğim.
Kizawa diye bir kadın bağıracak son damat olmadan aşk için ölmeyi bekleyeceğim.
Ateşler üstünde yürürken sen .
Ben oruç tutar mıyım?
Sen uzaklarda bir türkü söylerken ben hacca gider miyim?
Sen bulut bulut aşk olmuşken uzak sisli ve baharsız uzaklarda bizden uzak.
Biz nasıl yağmur olur yağarız sana
Biz nasıl ağlarız sana umursuzca .
Ağlarsak senin yüreğinde ağlarız senin yüreğinde güleriz.
Sen de git yücelebildiğin bulutlara kadar git.
Bir dua okurken çocuk RAH lede ŞAH ın erdiği yerde kaybolacağız biz.
Ve rüyalarda dokunacağız birbirimize yıldan yıla.
![]() |
Hüsamettin Edebali - Bir Yıldız Kaydı adlı bu yazının tamamını ve yapılan yorumları okumak için tıklayın. |
|

