Kötü bir oyun bu... Beni hep çıkmazlara sürüklüyorsun...
Ruhumdan uzak tut hınzır oyunları...
Hiçbir şey gerçek değil...
Hiçbir şey olması gerektiği gibi
hiçbir şey olması gerektiği yerde değil...
Ben de sen de... Biliyorsun bunu...
O tepenin üzerinde oturuyor ve kaygısız düşler kuruyorum
yaşam yalnızca kaygısız düşlerimi solduran realizm taraftarı atık parçacığı...
Onlar sihri göremiyorlar
ve bu yüzden gördükleri olur olmaz absürtlükleri sihir sanıyorlar...
Öylesine körler öylesine somutlar ve öylesine gerçekler ki mide bulandırıyorlar...
White lion dinliyorum...
Ve bu tınıyla bulunduğun boyuta gelip
seninle sonsuza (?) dek dans etmek istiyorum...
Bir tek ben değilim...
Bir tek sen değilsin...
Bir tek biz değiliz görmekten duymaktan ve bilmekten yakınan
Tanrı’ ya yanıtsız bırakacağıni bile bile sorularla dolu kanlı mektuplar yollayan...
Bu odada bir başıma acıdan parçalanırken ruhum
kaygısız gibi görünmekten mazosistçe zevk alıyorum...
O odada bir başına acı çekiyorsun... Sen de...
Neden gözlerini kaçırıyorsun durmaksızın...
Ruhuna yapışan sızıyı görmelerine izin ver...
Oldukca fazlayız...
Bu kentte gece yarıları ışıkları açık yüzlerce tedirgin ruh sancı çekiyor...
Çokluğumuz yalnızca ruhlarımızın kanamasını artırıyor hepsi bu...
Zihnime yansıyan kurguları sayıklıyorum...
O kurgularımın uzağında öylece gülümsüyor son fotoğraflarında...
“Küçük çocuk ağlama uyursun ve uyandığında hepsi geçer”...
Soluk düşlerin arasından gündüze uyanıyorum
tanıdık gülümseyişler üzerime üzerime geliyor
sırf öyle olması gerektiği için ya da toplum bana bunu dikte ettiği için
konuşuyor gülümsüyor yaşıyor ve ölüyorum...
Bu oyunun dışına hapsedilmiş bir izleyiciyim
içeri giremiyorum dışarı da çıkamıyorum...
İki boyut arası sıkışıp kaldım... Hayat ölüm...
Başka şeyler bulmalısın artık Tanrı(m)...
Bu kavramlar oldukça klişeleşti... Dengemi yitirdim...
Bu anlamsız kurguda yer almak oldukça canımı yakıyor
silik düşler biriktiriyorum isimsiz uyduruk adreslere postalıyorum düşlerimi...
Cevapsız... Sorular biriktiriyorum ayyaş gecelerime...
Uykular biriktiriyorum huzurlu günlerime...
Uykusuzum ayığım bedenim sağlıklı ruhum verem...
Küçük mutluluklar biriktiriyorum
ileride benim de büyük bir mutluluğum olması için...
Geri dönmek... Artık... Beklemiyorum...
Sadece yürüyorum o loş sokağın neonları arasında bir siluete dönüşene dek...
Sen uyuyakalıyorsun hep hikayemin son paragrafında...
Ben ruhuma bayat kanlar biriktiriyorum...
Sönük düşler kuşkular özlemler erdemler erdemsizlikler
hezeyanlar kabuslar kırık ümitler tınılar cesetler biriktiriyorum...
Yüzüme anlamsızca bakınan gözler biriktiriyorum
ruhumu acıtan tümceler biriktiriyorum...
Uykusuzum... Uykusuz ve eksiğim bu kentte...
Gülümseyen yüzünün aaaatında kötücül kahkahalar savuruyor yaşam...
Kanamalı bir ruh için! EVET! Tam da şimdi...