Artık anladım. Hep derim yaaa FARKINDALIK… evet, evet farkındalık. Sanırım suçlu anlaşıldı. Ben ne çekiyorsam bu farkındalık illeti yüzünden çekiyorum. Farkına vardıklarımı başkaları es geçtiği, görmediği, göremediği için kendileriyle, hayatla barışık ve kendilerince mutlu yaşıyorlar. Oysa ki benim başıma musallat olan bu farkındalıkla, gözüme gözüme sokulup duran detayları, ayrıntıları görmezden gelemiyorum. Fark ettiğim veya gördüğüm bunca göze batan detayı mideye sindirip hazmetmek için ya iyiden iyiye midesiz olup mutlu mesut yaşamam lazım ya da farkındalığımla gurur duyup baykuş gibi gözler açık ama mutsuz yaşayıp mutsuz ölmem lazım…
Ya söylesene günlük! DAĞLARDA ŞIRIL-ŞIRIL SULAR AKIYOR MU HALA?.. An geliyor bir özlem kaplıyor içimi; çekip gitsem Kaçgarlara ya da Ayder yaylalarına, püfür püfür doğa… Ne insan sureti görsem, ne çanak anten, ne modem, ne gsm, ne kredi kartı ne çek ne kaygılar… Dibine kadar ilkelleşsem, sadece dürtülerle yaşasam ve bu arı kovanı düşüncelerden, bildiklerimden kaçsam… Tamamen hayvanca ama temiz, ama dürüst, ama yalın, ama hesapsız, ama çıkarsız yaşasam… Varsın birileri için adı hayvanlık olsun. Sanki her kes yemek, içmek, uyumak ve ....ten ibaret yaşamıyor da… Ne yalanın adı olur, ne uyutmanın, ne ekmenin, ne kandırmanın, ne küçük hesapların, ne bencilliğin, ne de ihanetin…
Asırlar önce delikli demir yani tüfek çıktığında Köroğlu “mertlik bozuldu” demiş… Yani uzaktan vurmalar, arkadan vurmalar… Sanırım bu jenerasyonda da gsm ve internet insan ilişkilerinde namertliği getirdi… Engellemenin, çevrimdışı olmanın, birden fazla msn veya tel hattı kullanmanın bini bir para… Herkes kendi yaptıklarını başkasının da yaptığını düşünerek her kes her kesten şüpheli… Her kes dürüstlük tellallığı yapıp şikayetçi olduğu ne varsa ıcığını çıkarana kadar kendisi yapmakta…
Söylesene günlük bizim DEĞERLER’ imiz vardı… Bizim DEĞENLER ‘imiz vardı… Söylesene günlük onlar mı yok meydanda? Yoksa ben mi kör ya da aptalım da görmüyorum? Söylesene günlük onlar da yoksa neyimiz kaldı ki?....
(Bu Mesaj 28-02-2008 04:57:59 değiştirilmiştir. Değiştiren : kutatgubilig.)
Dürüstlük, saygı, güven, yardımseverlik, başkalarını önemsemek, nezaket veya sorumluluk ifadeleri anlamsız kelimeler haline geldi.Dostluk bir değerse, vefa bir değerse, özgürlük bir değerse, mertlik, müzik, edebiyat, aile birer değerse ve günümüzde bunlar teker teker elimizden kayıp gidiyorsa, sorumlu olan bizleriz. bunları yitirmemek bizim elimizde. öyle bir boşvermişlik içindeyizki bana dokunmayan yılan bir yaşasın demek yetiyor.Ama öyle olmuyor ucu geliyor bize dokunuyor...
değerleri bizler belirliyoruz bızden bağımsız bir değerler olgusu olamayacağına göre olay değerlerin yok olması değerler çatışması değildir olay, insandan kaynaklanan değer yok olmasıdır.İnsanlar arası ilişkiler, insanlar arası çatışmalar, buna neden oluyor en başta tabiki çıkar ilişkileri...öyleyse kendi çıkarını düşünen ve onun dogrultusunda çalışan insanlar değerleri kullanırlar, yok sayarlar, değerleri var sayarlar ve sonunda değerleri kendi psıkolojık durumlarına göre kullanırlar.Ve sonuçta insan amacına ulaşsa bile değersiz kalır . yani değersiz bir hayat, hangi amaca ulaşırsa ulaşsın devamlılığı mümkün olmayan hayattır..bizim başkasında yıktığımız değerler kendi değerlerimizdir aslında...
Farkındalık beraberinde vicdanıda getiriyor.Birşeylerin farkında olmak duyarsız kalındığında bir anlam teşkil etmiyor önemli olan vicdani yükümlülüklerinide yerine getirip değiştirmek için uğraşınca anlamlanıyor değer kazanıyor.Ve insan tekrar aynı yanlışların, riyaların, ikiyüzlülüklerin, çıkar amaçlı hareketlerin yinelenmesini gördükçe mutsuz bir varlık oluyor,
farklılığının farkına varıyor... Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
teşekkürler onur
tugce23 Yazılan:Dürüstlük, saygı, güven, yardımseverlik, başkalarını önemsemek, nezaket veya sorumluluk ifadeleri anlamsız kelimeler haline geldi.Dostluk bir değerse, vefa bir değerse, özgürlük bir değerse, mertlik, müzik, edebiyat, aile birer değerse ve günümüzde bunlar teker teker elimizden kayıp gidiyorsa, sorumlu olan bizleriz. bunları yitirmemek bizim elimizde. öyle bir boşvermişlik içindeyizki bana dokunmayan yılan bir yaşasın demek yetiyor.Ama öyle olmuyor ucu geliyor bize dokunuyor...
değerleri bizler belirliyoruz bızden bağımsız bir değerler olgusu olamayacağına göre olay değerlerin yok olması değerler çatışması değildir olay, insandan kaynaklanan değer yok olmasıdır.İnsanlar arası ilişkiler, insanlar arası çatışmalar, buna neden oluyor en başta tabiki çıkar ilişkileri...öyleyse kendi çıkarını düşünen ve onun dogrultusunda çalışan insanlar değerleri kullanırlar, yok sayarlar, değerleri var sayarlar ve sonunda değerleri kendi psıkolojık durumlarına göre kullanırlar.Ve sonuçta insan amacına ulaşsa bile değersiz kalır . yani değersiz bir hayat, hangi amaca ulaşırsa ulaşsın devamlılığı mümkün olmayan hayattır..bizim başkasında yıktığımız değerler kendi değerlerimizdir aslında...
çok detaylı cevaplarım olabilir di? ama sen de güzel analizler yapmışsın. teşekkürler.
özlemm Yazılan:Farkındalık beraberinde vicdanıda getiriyor.Birşeylerin farkında olmak duyarsız kalındığında bir anlam teşkil etmiyor önemli olan vicdani yükümlülüklerinide yerine getirip değiştirmek için uğraşınca anlamlanıyor değer kazanıyor.Ve insan tekrar aynı yanlışların, riyaların, ikiyüzlülüklerin, çıkar amaçlı hareketlerin yinelenmesini gördükçe mutsuz bir varlık oluyor,
farklılığının farkına varıyor... Resimleri görüntüleyebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz buraya tıklayıp üye olabilirsiniz.
teşekkürler onur
güzel tesbit, analiz ve yorumunla yaptığın katkıdan dolayı çok teşekkürler özlem. sağolasın.