Kutatgubilig Günlüğü - 8 - [align=justify]Sevgili günlük;
Ne garip bir dünyadır bu. Hayatım boyunca takıntım olmuştur anne babalarımız ve hep iyi olmamıza dair öğütler verir, okulda, gazetelerde, tv’ lerde istisnasız her yerde hep iyiliği öğütleyen telkinler duyduk. Merakım hep şu olmuştur: her kes iyiliği söylüyor, öğütlüyor, barışı ve sevgiyi öneriyor… Peki bu kötülük, bu hırsızlık, bu zimmet, bu irtikap, bu tecavüzler, bu adam kayırmalar, bu ayak kaydırmalar, bu arkadan vurmalar kim tarafından yapılıyor? Bu forumda ve başka forumlarda binlerce şiir, makale ve öykü ve bunların altında da binlerce olumlu yorum ve mesaj okudum. Bunca iyi, yüreği sevgi dolu, şaka susamış, değer bilen ve değer görmek isteyen insan var peki bu sevgi nerde, sevenler nerde, aldatmayan, yalan söylemeyen, kandırmayan bu yüreği sevgi dolu insanlar nerde? Neden her kes derbeder? Neden her kes acı çekiyor? Neden her kes isyankar? Neden her kes terkedilmişliği, aldatılmışlığı, yalnızlığı imza ve avatarlarına kadar taşıyor? Bu forumda ve başka vesile ile tanıdığım 14 yaşından başlayıp 40 yaşına kadar insanlar var msn listemde. Forumda ve msn de imza, nick ve avatarlarlarda 14-15 yaşındaki gencecik kız ve erkeklerde bile sevgiye, aşka dair sitemler var.
Demek ki bir ben değilim darbe yiyen, demek ki bir ben değilim yalanları riyaları fark eden, demek bir ben değilim muhatabın söyledikleri ile yaptıklarının bir birini tutmadığını fark edip kafayı yiyen. Ağzımız alışmış seni seviyorum demeye ama mimik ve davranışlarımızda, tercihlerimizde, önceliklerimizde sevgiliyi nereye koyduğumuza bakın. Sevgi ve sevgiliyi adet yerini bulsun, benim de bir tane olsun babından bulunduruyoruz hayatımızda. Vaktim yok dediğinizde sevgiliye yok dediğiniz vakti nereye ve kime harcadığınızı bi sorgulayın şaşıracaksınız sevgi ve sevgiliyi neler için harcadığınızı. Olmayı tercih ettiğiniz yerler, insanlar, net siteleri sevgiliden önce gelebilir sizin için o zaman sevgiliye kendisinin nelerden önce, nelerden sonra geldiğini oturup anlatın. Ondan esirgediğiniz vakti harcadığınız yer ve kişi her kimse ona sevgili adı koyun. Öyle ya eğer sevgili ile vakit geçirmek cazip gelmiyor ise ona sen benim sevgilimsin, sevgimin kıymetini bilmiyorsun diye sitem etmenin alemi ne? Sevgi ve sevgili, birlikte vakit geçirme isteği sadece sizin ihtiyacınız olduğunda kullanılmak üzere el altında tutulan bir eşya mı? Onun sizi özleme, sizinle vakit geçirme, sizinle bir şeyler paylaşma arzusu olamaz mı? Hangi birimiz sevdiğimiz kişinin başka şeylerle vakit geçirmesini kendisiyle vakit geçirmeye tercih etmesini hazmederiz? Kendimize yapılmasını istemediğimiz, yapılırsa üzüleceğini bildiğimiz bir şeyi sevgili konumuna koyduğumuz insana nasıl reva görürüz. Kıskandığımızda veya onun muhatap olduğu kişiden dolayı rahatsız olduğumuzda belli edelim ya da etmeyelim onun da buna benzer şeyleri kıskanacağı veya kırılacağı fikrini neden düşünmeyiz?
Sevgili… Her insana hayatımızda tanımadığımız bir paye bu. Belki de bazıları hayatında tek bir kişiye bu payeyi verdiğini bile iddia edebilir. Demek ki her hangi biri değil boru değil sevgili bu. Ona tanınan bu özel konum onu bazı ayrıcalıklara da sahip kılar. Öncelikleri vardır ve onlar gözetilmelidir neden mi? Eğer kişi basitse sen de basit duruma düşmez misin ki o basit kişiye o payeyi verdin? Sevgilisini hor gören bir erkek mert midir? Sevgilisini kale almayan veya hiçe sayan bir kadın dürüst veya değerli midir? Bu benim iddiam değil hiçe saydığın birini seviyorsan bu onu hiçleştirmez hiçe saydığını sevecek kadar hiç olduğunu gösterir. Tabi o güne kadar var olduğunu söylediğin sevgi var idiyse, özenti değil idiyse veya başka hesapların yok idiyse. E efendim ilkin güzeldi sözleri, iltifatları, beni üzmezdi… iyi de sen kişiyi mi seviyorsun yoksa her şeyine körü körüne evet diyen, güdülen, devamlı sana iltifat etmye, sürpriz ve jest yapmaya kurulan bir sallabaş olması mı senin onu sevmeni sağlıyor? Yani şu soru çıkıyor: sen onu mu seviyorsun yoksa egonu övüp şişirmesini mi? Sen onu mu seviyor ve mutlu olmasını istiyorsun seni mutlu etmesi beklentisini mi seviyorsun? Sen onu hesapsız, çıkarsız, beklentisiz, ve karşılıksız sevdin mi? Kendini onu mutlu etmek adına ne kadar riske edebilirsin, çıkarlarından, hesaplarından ve kendi hayatından hiçbir şey beklemeden onun için neler feda edebilirsin? Bana ne mi diyeceksin? O zaman sen sevgiden, sevgiliden , sevmekten bahsetme! Sen sadece kendin merkezli bencilce bir istismar yaşıyorsun. Egonu doyuracak, benliğini okşayacak, nefsini kabartacak kullanılabilir bir meta arıyorsun sevgili değil.
Ben bu gözlemleri yapmama rağmen sanılmasın ki sevdiğim kişinin ya da öncesindeki kişilerin böyle olduğu iddiasındayım. Bir kere ben kendimi sıradan görmüyorum ve sevdiğim kişi de sıradan değil ve çok özeldir. Günlüğün ta başından beri de göründüğü üzere ben kendimden çok toplumun geneline kafa yorup gidişi takıntı yapan ve kendini üzen biriyim. Yani buraya aldığım her dert bireysel olarak benim derdim değil ama benim dert edinip üzüldüğüm olgulardır. Evet benim var bir sevdiğim….Dargın da olsak, barışık ta olsak benim sevgim samimi ve ben onu çok seviyorum. Tabi ki isterim hep benimle olsun, benimle konuşsun, benimle vakit geçirsin. Tabi ki isterim ki ayrılık, gayrılık olmasın. Tabi ki isterim hep güzel şeyler konuşup mutlu olalım, gülelim eğlenelim.
Özlüyorum…………….
NEYLERSİN?
[youtube]QzGWY6uPX44[/youtube]
Bazen acı dinmez, bazen de yağmur
Sevgilim gülümse, her şey unutulur
Suskunuz bu akşam üstü
Hasrete yanmışız, neylersin
Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
Kalırsa, sadece o hüzün kalır..
Sen de anladın ki yapa-yalnızız...
Buluşmamız yasak,
Görüşmemiz uzak...
Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor
başımız,
Neylersin...
Ah güzelim,İncinmiş bir sesi vardır yağmurun;
Yanaklarına vurduğunda hissedersin.
Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
Titreyen bir öpücükle dokunduğunda;
Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
Bir film sahnesi gibi
Akar gider ayrılık,
Neylersin...
Biz zaten hiçbir romanda
Kendi hayatımıza rastlamadık.
Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
Ve bitin bulmacalar yarım bırakılmıştı.
Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
Oysa, tuttuğumuz balıkları bile
Yeniden denize bağışlamıştık.
Biz, hayata dair
Hiçbir yanlış yapmamıştık...
Neylersin...
Biz bu sonucu hak etmedik,
Hayır etmedik...
Ömrümüz bu talana lâyık değildi.
Bazen acı vurdu, bazen de yağmur
Hiç gülmedi yüzümüz,
Hiç büyümedi gülümüz...
Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
Biliyorsun,
Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...
Bir gün, bu öykünün sonuna gelince
Ansızın desem ki: hoşça kal canım!
Unutursun,
Mecburen unutursun...
Yıldızlar söner, bu aşk da biter!
Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
Neylersin...
Ah bebeğim, ah.. .
Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
Dudaklarına sızınca fark edersin.
İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
Gideni durdurmaya yetişmez sesin...
Bir inme gibi
Dolanır bedeninde pişmanlıklar,
Neylersin...
Biz zaten hiçbir sinemaya
Tam vaktinde yetişemedik.
Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
Oysa Nuh'un gemisinde bile
Bize yer kalmamıştı.
Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
Neylersin...
Biz bu aşkı sürdüremezdik,
İnan, sürdüremezdik...
Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.
Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
Unutmasan bile artık
Unutur gibi yapacaksın.
Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
Hiç bitiremediğim
Bir şiir olarak kalacaksın...
Yusuf HAYALOĞLU
Yazının Devamı İçin Tıklayın
Konuyu Yollayan: kutatgubilig
Okunma Sayısı: 239
Yorum Sayısı: 9
Eklenme Tarihi: 04/03/2008
Kategorisi: Blolog
