<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Gönülçelen.Net Forumu - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.gonulcelen.net/</link>
		<description><![CDATA[Gönülçelen.Net Forumu - http://www.gonulcelen.net]]></description>
		<pubDate>Sat, 17 May 2008 17:07:27 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Canlılar Çift mi Yaratılmıştır...!!İnsan ve hayvanların benzerliği]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47721</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 17:05:13 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47721</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şişmanlatmayan Fast food menüsü nasıl hazırlanır?]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47720</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 16:47:58 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47720</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <br />
<br />
Yukadaki menüyü afiyetle yiyebilirsiniz<br />
Şişmanlatmaz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <br />
<br />
Yukadaki menüyü afiyetle yiyebilirsiniz<br />
Şişmanlatmaz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hamburgeri fazla yemenin sonu...]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47719</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 16:34:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47719</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SİZ BÖYLE SEVEBİLİRMİSİNİZ?.......]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47718</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 16:34:44 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47718</guid>
			<description><![CDATA[uzun ama çok gusel arkadaşlar....<br />
&#9679;&#9679;&#1109;&#953;z &#1074;ö&#1091;&#8467;&#1108; &#1109;&#1108;&#957;&#1108;&#1074;&#953;&#8467;&#953;&#1103;&#1084;&#953;&#1109;&#951;&#953;z&#1567;&#9679;&#9679;<br />
<br />
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden<br />
çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf<br />
ettiler bir süre sonra...<br />
<br />
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz,bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için yada tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek<br />
eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam: "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...<br />
<br />
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı.. Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....<br />
<br />
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika<br />
bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."<br />
<br />
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam<br />
Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde<br />
kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu<br />
fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu<br />
neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç<br />
beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."<br />
<br />
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...<br />
<br />
Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."<br />
<br />
"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...<br />
<br />
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...<br />
<br />
İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.<br />
<br />
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor" dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl<br />
Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev<br />
tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten<br />
hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:<br />
<br />
"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla<br />
kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...." <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[uzun ama çok gusel arkadaşlar....<br />
&#9679;&#9679;&#1109;&#953;z &#1074;ö&#1091;&#8467;&#1108; &#1109;&#1108;&#957;&#1108;&#1074;&#953;&#8467;&#953;&#1103;&#1084;&#953;&#1109;&#951;&#953;z&#1567;&#9679;&#9679;<br />
<br />
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden<br />
çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf<br />
ettiler bir süre sonra...<br />
<br />
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz,bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için yada tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek<br />
eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin için ölürüm" derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam: "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep...<br />
<br />
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak...." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı.. Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten....<br />
<br />
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi adama. "Bu viraneyi yıktırır, harika<br />
bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı..." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?" diye yanıt verdi adam. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık...."<br />
<br />
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam<br />
Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde<br />
kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu<br />
fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu<br />
neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç<br />
beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..."<br />
<br />
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...<br />
<br />
Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya...."<br />
<br />
"Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...<br />
<br />
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadın, "defol" dedi nefretle...<br />
<br />
İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.<br />
<br />
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor" dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl<br />
Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev<br />
tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem" diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok sevdim", "Seni sevmekten<br />
hiç vazgeçmedim", "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:<br />
<br />
"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla<br />
kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım...." <br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[arama yapmadan konu açanlar.......]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47717</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 16:22:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47717</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[yakarım geceleri]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47716</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 16:20:49 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47716</guid>
			<description><![CDATA[ <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda<br />
Aslı bende kalacak<br />
Bizi hasret saracak<br />
Bulutlar çıldıracak<br />
<br />
Ayrılık başımı döndürüyor<br />
Kavuşmayı özlettin<br />
İntiharlar kuşandım<br />
Bu aşkı sen kirlettin<br />
<br />
Geçtim borandan kardan<br />
Yitirdim bahçeleri<br />
Ellerini tutamazsam gülüm<br />
Yatamam geceleri<br />
<br />
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda<br />
Kahrı bende kalacak<br />
Sende ihanet gülüm<br />
Bende matem kalacak<br />
<br />
Bu aşkın efkarı şarkılarda<br />
Yüzün bende solacak<br />
Bizi zaman yenecek<br />
Ve anılar kalacak<br />
<br />
Geçtim borandan kardan<br />
Yitirdim bahçeleri<br />
Ellerini tutamazsam gülüm<br />
Yakarım geceleri[/align]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda<br />
Aslı bende kalacak<br />
Bizi hasret saracak<br />
Bulutlar çıldıracak<br />
<br />
Ayrılık başımı döndürüyor<br />
Kavuşmayı özlettin<br />
İntiharlar kuşandım<br />
Bu aşkı sen kirlettin<br />
<br />
Geçtim borandan kardan<br />
Yitirdim bahçeleri<br />
Ellerini tutamazsam gülüm<br />
Yatamam geceleri<br />
<br />
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda<br />
Kahrı bende kalacak<br />
Sende ihanet gülüm<br />
Bende matem kalacak<br />
<br />
Bu aşkın efkarı şarkılarda<br />
Yüzün bende solacak<br />
Bizi zaman yenecek<br />
Ve anılar kalacak<br />
<br />
Geçtim borandan kardan<br />
Yitirdim bahçeleri<br />
Ellerini tutamazsam gülüm<br />
Yakarım geceleri[/align]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[velet'e bak yaww....]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47715</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 16:19:35 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47715</guid>
			<description><![CDATA[aaa yeter ama 2 saattir göz kırpıyon gel bakim şuraya sen...<br />
<br />
muckkk.. uzan kız naz yapma:):)<br />
<br />
aaa napıyo ya of bende opcem ya ağzım açık kaldı offff:gul:<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[aaa yeter ama 2 saattir göz kırpıyon gel bakim şuraya sen...<br />
<br />
muckkk.. uzan kız naz yapma:):)<br />
<br />
aaa napıyo ya of bende opcem ya ağzım açık kaldı offff:gul:<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kızların son moda erkek tavlama yöntemi....]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47714</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 16:16:31 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47714</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalbinde Mezar Aç Bana...]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47713</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 16:11:13 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47713</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Öz Oğlundan Sonra Üvey Oğlunu da Şehit Verdi ..]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47712</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 16:07:49 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47712</guid>
			<description><![CDATA[Hakkari'nin Çukurca ilçesinde 16 yıl önce öz oğlunu şehit veren Baba İbrahim Okur, üvey evladını da aynı ilçede şehit verdi.<br />
<br />
Hakkari'nin Çukurca ilçesinde mayın patlaması sonucu şehit düşen Jandarma Komando Onbaşı Ömer Çınar'ın (21) Tokat'ın Turhal ilçesindeki evine ateş düştü. Üvey oğlunun şehit olduğu haberini alan İbrahim Okur (63), derin bir üzüntüye boğulurken, anne Döne Okur da gözyaşı döktü. Baba Okur, oğlu Mücahit Okur'u 16 yıl önce Hakkari'nin Çukurca ilçesine bağlı Üzümlü Karakolu'nda 13 arkadaşı ile şehit verdiğini söyledi. Mücahit'in annesinin, oğlunun üzüntüsüne dayanamayarak hasta olduğu ve hayatını kaybettiği öğrenilirken, İbrahim Okur yüreğinin ikinci kez yandığını söyledi. Okur, "Bu benim ikinci şehidim. Oğlum, 13 arkadaşıyla birlikte Çukurca'da şehit olmuştu. Fakat benim çocuğumun ismi Mücahit, diğer oğlumda Ömer. Bir Mücahit gider bin Mücahit doğar. Bir Ömer gider, bin Ömer gelir. Vatan sağ olsun. Vatan için şu anda askere gitmeye hazırım. Sabredeceğiz. Vatan için canımızı seve seve veririm, bu yaşta askere giderim" dedi.<br />
<br />
İki gün önce telefonla oğluyla görüştüklerini belirten Döne Okur ise, "Kolu kırıldığı için izne gelmişti" diye konuştu. Gözyaşlarına boğulan acılı anneyi komşuları teselli etmeye çalıştı.<br />
<br />
Bu arada, Turhal Kaymakamı Saadettin Yücel, Garnizon Komutanı Taner Tengiz, Turhal Belediye Başkanı Ali Gözen ve İlçe Emniyet Müdürü Hasan Hüseyin Bahar, acılı aileyi Boyacılar Mahallesi Yeni Celal Caddesi'ndeki evinde ziyaret ederek taziyede bulundu. Ömer Çınar'ın cenazesi, Turhal ilçesinde yarın düzenlenen törenle toprağa verilecek..<br />
<br />
Ruhu şad olsun..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hakkari'nin Çukurca ilçesinde 16 yıl önce öz oğlunu şehit veren Baba İbrahim Okur, üvey evladını da aynı ilçede şehit verdi.<br />
<br />
Hakkari'nin Çukurca ilçesinde mayın patlaması sonucu şehit düşen Jandarma Komando Onbaşı Ömer Çınar'ın (21) Tokat'ın Turhal ilçesindeki evine ateş düştü. Üvey oğlunun şehit olduğu haberini alan İbrahim Okur (63), derin bir üzüntüye boğulurken, anne Döne Okur da gözyaşı döktü. Baba Okur, oğlu Mücahit Okur'u 16 yıl önce Hakkari'nin Çukurca ilçesine bağlı Üzümlü Karakolu'nda 13 arkadaşı ile şehit verdiğini söyledi. Mücahit'in annesinin, oğlunun üzüntüsüne dayanamayarak hasta olduğu ve hayatını kaybettiği öğrenilirken, İbrahim Okur yüreğinin ikinci kez yandığını söyledi. Okur, "Bu benim ikinci şehidim. Oğlum, 13 arkadaşıyla birlikte Çukurca'da şehit olmuştu. Fakat benim çocuğumun ismi Mücahit, diğer oğlumda Ömer. Bir Mücahit gider bin Mücahit doğar. Bir Ömer gider, bin Ömer gelir. Vatan sağ olsun. Vatan için şu anda askere gitmeye hazırım. Sabredeceğiz. Vatan için canımızı seve seve veririm, bu yaşta askere giderim" dedi.<br />
<br />
İki gün önce telefonla oğluyla görüştüklerini belirten Döne Okur ise, "Kolu kırıldığı için izne gelmişti" diye konuştu. Gözyaşlarına boğulan acılı anneyi komşuları teselli etmeye çalıştı.<br />
<br />
Bu arada, Turhal Kaymakamı Saadettin Yücel, Garnizon Komutanı Taner Tengiz, Turhal Belediye Başkanı Ali Gözen ve İlçe Emniyet Müdürü Hasan Hüseyin Bahar, acılı aileyi Boyacılar Mahallesi Yeni Celal Caddesi'ndeki evinde ziyaret ederek taziyede bulundu. Ömer Çınar'ın cenazesi, Turhal ilçesinde yarın düzenlenen törenle toprağa verilecek..<br />
<br />
Ruhu şad olsun..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Garip Olmasına Rağmen Genede Birşeyler Çağrıştırıyor]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47711</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 15:56:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47711</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Merhaba Ben Berk]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47710</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 15:41:48 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47710</guid>
			<description><![CDATA[Selam arkadaşlar :cool: Ben Berk.Aranızdayım bundan sonra :cool: Sağlıcakla kalın :cool:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selam arkadaşlar :cool: Ben Berk.Aranızdayım bundan sonra :cool: Sağlıcakla kalın :cool:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hem Özel Hem Güzel]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47709</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 15:31:44 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47709</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurtlar Vadisi Değişiyor Nasılmı? (2.Seri)]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47708</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 14:38:35 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47708</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hayalet filmi izle]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47707</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 14:28:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47707</guid>
			<description><![CDATA[Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[O ruus...]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47706</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 14:01:41 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47706</guid>
			<description><![CDATA[puhahaha şuraya bi bakın aslında hem utanılacak bi durum ama:gul:<br />
<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[puhahaha şuraya bi bakın aslında hem utanılacak bi durum ama:gul:<br />
<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayıppp çokk ayıppp!!!!]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47705</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 13:59:35 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47705</guid>
			<description><![CDATA[Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.:gul::gul::gul:kopxxxx]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.:gul::gul::gul:kopxxxx]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bu gün disturbed çok sinirli acaba???]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47704</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 13:53:37 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47704</guid>
			<description><![CDATA[ona kimse gülmüyo diyene mii??:gul::gul::gul:<br />
<br />
<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.:gul::gul:kopxxxxxxxxxxx]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ona kimse gülmüyo diyene mii??:gul::gul::gul:<br />
<br />
<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.:gul::gul:kopxxxxxxxxxxx]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Komik Tabelalar .%100 Gülceksin )]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47703</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 13:51:29 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47703</guid>
			<description><![CDATA[<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 .<br />
 <br />
 <br />
<br />
<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 .<br />
 <br />
 <br />
<br />
<br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 <br />
 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Adam olmuş bebişler]]></title>
			<link>http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47702</link>
			<pubDate>Sat, 17 May 2008 13:43:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.gonulcelen.net/showthread.php?tid=47702</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>